Sıkça Sorulan Sorular

DIŞ TİCARET HAKKINDA SORULAN SORULAR

Türkiye ile AB arasındaki tarım ürünleri ticaretinde hangi belgeler kullanılmaktadır?


. Taraflar arasındaki ticarette, genel prensip olarak eskiden olduğu gibi, kullanılan başlıca belgeler şunlardır.

- Tavizden yararlanılabilmesi için ATR Dolaşım Belgeleri,

- Bitkisel ürünlerde bitki sağlık sertifikası,

- Hayvansal ürünlerde veteriner sağlık sertifikası,

- Bazı ürünlerde aranılan diğer spesifik belgeler (şarap, üzüm suyu ve şıralarında V.I.1 Analiz Belgeleri, Balıkçılık ürünleri ve yumuşakçalarda Veteriner Sağlık Kontrol Numarası gibi).



AB ile Türkiye arasında tarım ürünleri ticaretinde serbest dolaşım ne zaman gerçekleştirilecektir?


.Türkiye'nin Topluluğun Ortak Tarım Politikası mekanizmalarına uyum sağlaması ve bu hususun Ortaklık Konseyi Kararı ile tesbiti ertesinde tarım ürünleri ticaretinde serbest dolaşım sağlanabilecektir.



AB ile Türkiye arasında tarım ürünleri ticaretinde serbest dolaşım ne zaman gerçekleştirilecektir?


.Türkiye'nin Topluluğun Ortak Tarım Politikası mekanizmalarına uyum sağlaması ve bu hususun Ortaklık Konseyi Kararı ile tesbiti ertesinde tarım ürünleri ticaretinde serbest dolaşım sağlanabilecektir.



Tarım ürünlerinde uygulanan teşviklerde Gümrük Birliği nedeniyle bir değişiklik yapılacak mıdır?


. Tarım ürünlerinde uygulanan teşviklerin azaltılması veya değiştirilmesi konusunda Topluluğa karşı bir yükümlülüğümüz bulunmamaktadır. Ancak, GATT kurallarına ve bu kapsamındaki taahhütlerimize uygun tarım teşviklerinin uygulanmasına devam edilebilecektir



Tarım ürünleri ihracatımızda Topluluk tarafından uygulanan vergilerde değişiklik olacak mıdır?


.Türkiye, Topluluk piyasalarına ihracatında bugüne kadar yararlandığı tavizlerden yararlanmaya devam edecektir. Ayrıca, sürdürülmekte olan müzakerelerin sonucunda bu tavizlerin genişletilmesi beklenmektedir.



Tarım ürünleri ile hangi ürünler anlaşılmaktadır?


.Avrupa Birliğini kuran Roma Anlaşmasının II sayılı ekinde yer alan ürünler tarım ürünü olarak kabul edilmektedir. Bunlar esas olarak, temel tarım ürünleri olarak adlandırılan ürünlerdir. GATT çerçevesinde, Armonize Sistem Mal Sınıflandırmasının ilk 24 faslı tarım kabul edilmekle birlikte, AB, bu ürünlerin işlenmiş olanlarını "İşlenmiş Tarım Ürünleri" olarak adlandırmış ve ayrı bir sınıflandırma ve vergilendirmeye tabi tutmuştur. Ayrıca, nitelikleri itibariyle yine aynı fasıllarda yer alan birtakım ürünler sanayi ürünleri gibi işlem görmekte ve özel bir korumaya tabi olmamaktadır. Temel tarım ürünleri, yukarıdaki istisnalar dışında kalan ve AB'nin Ortak Tarım Politikası çerçevesinde özel düzenlemelere konu olan ürünleri kapsamaktadır.



Tarım ürünleri ithalatımızda uygulanmakta olan Toplu Konut Fonu'nda Gümrük Birliği ile değişiklik yapılacak mıdır?


.Gümrük Birliği nedeniyle değil, ancak, GATT yükümlülüklerimiz nedeniyle TKF sütununda daha önce spesifik olarak ($ karşılığı TL) belirlenen miktarlar, genel olarak ad-valorem vergilere (yüzde cinsinden) dönüştürülmüştür.



Topluluktan ve diğer üçüncü ülkelerden yapılan tarım ürünleri ithalatımızda Gümrük Birliği ile ne tür değişiklikler olacaktır?


.Topluluktan ve diğer üçüncü ülkelerden yapılan tarım ürünleri ithalatımızda Gümrük Birliği nedeniyle herhangi bir değişiklik sözkonusu olmayacaktır. Genel anlamda İthalat Rejimi kapsamında gümrük vergileri ve Toplu Konut Fonu ile sürdürülen koruma düzeyi devam edecektir.



Türkiye ile AB arasında tarım ürünlerine ilişkin düzenlemeler hangileridir?


.Türkiye-AB arasında Ortaklık yaratan Ankara Anlaşması, 11. maddesi Ortaklık Rejiminin, Ortak Tarım Politikası'nı gözönünde bulunduran özel usullere göre, tarım ürünleri ticaretini kapsadığını belirtmektedir. Bu tarihte Ankara Anlaşması ile Türkiye lehine açılan düşük gümrük vergili tarife kontenjanları ile başlayan tavizli rejim, müteakip yıllarda Topluluğun tek taraflı kararı ile genişletilmiştir.

Bazı istisnalar (Topluluğun Ortak Tarım Politikasına dahil olmayan tarımsal ürünler, yaş meyve sebze ürünlerine ait toplam 11 adet tarife pozisyonu, iç ve kabuklu natürel fındık, domates salçaları ve diğer domates konservesi) dışında, Topluluğa ithal edilen Türkiye kaynaklı tarım ürünlerinde gümrük vergileri tamamen kaldırılmış bulunmaktadır.

Diğer taraftan, 6 Mart 1995 tarihli Ortaklık Konseyi Kararı ile, tarafların, tarım ürünleri ticaretinde birbirlerine tanıdıkları tercihli rejimleri, aşamalı olarak ve karşılıklı avantajlar yaratacak biçimde geliştirmeleri öngörülmüştür.

Yine 1/95 sayılı OKK'nda, Türkiye'nin politikasını Ortak Tarım Politikası tedbirlerini benimseyecek biçimde uyumlaştırması ve Topluluğun da tarım politikasındaki gelişmelerde Türk tarımının çıkarlarını gözönünde bulundurması öngörülmüştür.

Ayrıca, 30 Ekim 1995 tarihinde gerçekleştirilen 37 nci dönem Ortaklık Konseyi toplantısında, taraflar, tarım ürünlerinde karşılıklı tavizlerin sağlanmasına yönelik olarak, Gümrük Birliği kararının yürürlüğe girmesinden önce tamamlanacak şekilde, müzakerelerde ilerleme kaydedilmesi hususunda mutabık kalmışlardır.



EFTA ülkeleri ile AB ve Türkiye'nin arasında varolan anlaşmalar uyarınca, EFTA ülkelerinden gelen ithal hammaddeden üretilen mamul malların AB'ne veya EFTA ülkelerine ihracatı telafi edici vergi ödenmeden yapılabilecek midir?


.Türkiye ve EFTA ülkeleri arasında 1992 yılında bir Serbest Ticaret Anlaşması imzalanmıştır. Buna göre Türkiye, EFTA ülkelerine (İsviçre, Norveç ve İzlanda) AB'ne uygulanan gümrük indirimlerini uygulayacak, EFTA ülkeleri de Türkiye'ye uyguladıkları gümrük vergilerini sıfırlayacaklardır. Bu çerçevede normal ithal işlemleri tamamlanarak Türkiye'de serbest dolaşıma girmiş olan EFTA menşeili hammadde ve ara malların kullanımıyla üretilen nihai ürünlerin AB'ye ihracında telafi edici vergi uygulanmayacaktır.



1996 yılında faaliyete geçecek bir firma aynı yıl içinde üçüncü ülkelere yönelik kotalardan yararlanabilecek midir?


.1996 yılı içinde faaliyete geçecek bir firma, çift taraflı kontrol sistemine tabi ülkelerin (95/1 sayılı Tebliğ kapsamındakiler) ihracatçıları tarafından kendisine gönderilecek ihracat lisansına karşılık DTM İthalat Genel Müdürlüğünden ithal lisansı alarak ithalatını gerçekleştirebilecektir.

95/2 sayılı Tebliğ kapsamında yeralan ülke ve kategorilerden ithalat ise, 1996 yılının ilk üç ayında sadece 29 Aralık 1995 tarihine kadar başvuruda bulunan firmalar için imkan dahilindedir.

Bu Tebliğ kapsamında yeralan ülke ve kategorilere ait ikinci dağıtım Nisan 1996 tarihinde yapılacaktır. Bu ülkeler ile Nisan 1996 tarihine kadar ikili miktar kısıtlaması anlaşmaları imzalanması durumunda kotalar ihracatçı ülkeler tarafından dağıtılacak ve uygulama 95/1 sayılı Tebliğde olduğu gibi olacaktır. Anlaşmaların imzalanmaması durumunda yeni kurulan firma Nisan 1996 tarihinde yapılacak kota dağıtımına katılarak ithalat yapabilecektir. 



Tekstil ve konfeksiyon ürünleri ithalatında kota ve gözetim uygulaması hangi mevzuat ve esaslar çerçevesinde sürdürülecektir?


.Tekstil ithalatının tabi olacağı kurallar 1 Haziran 1995 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Bakanlar Kurulu Kararları ve bu Kararlara istinaden çıkarılmakta olan tebliğlerle yürütülmektedir. Bu çerçevede, 19 Aralık 1995 tarih ve 22298 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tebliğlerde aşağıdaki hususlar düzenlenmektedir.

95/1 Sayılı Tebliğ: (Bilahare çıkarılan Tebliğlerle anlaşma imzalanan ülkeler bu kapsama alınmıştır) Çift taraflı kontrol sistemi dahilinde Makao, Moğolistan, Polonya, Romanya, Slovak Cumhuriyeti, Sri Lanka, Bulgaristan, Endonezya, Vietnam, Mısır, Macaristan ve Tayvan'dan Tebliğ ekinde sayılan kısıtlama uygulanacak ürünlerin ithalindeki usul ve esasları içermektedir.

Bu Tebliğ kapsamındaki ülkeler kendi kota dağıtımlarını kendileri yapacak olup, bu ülkelerden yapılacak ithalatta, ilgili ülke yetkili makamlarınca düzenlenecek ihracat lisansının, ithalatçı tarafından Dış Ticaret Müsteşarlığı İthalat Genel Müdürlüğüne ibrazı karşılığında ithal lisansı alınabilecektir.

İthalat yapmak isteyenler ihracatçılarından aldıkları ihracat lisansı ile ithalat lisansı almak üzere başvuruda bulunabilecek ve başvurularını müteakip 5 gün içinde ithalat lisansı alabileceklerdir.

95/2 Sayılı TebliğBu Tebliğ, ikili anlaşmalar çerçevesinde çift taraflı kontrol sistemi çerçevesinde kısıtlamaya tabi olması gereken, ancak Tebliğ'in yayımlandığı tarihe kadar anlaşma imzalanamayan ülkeleri kapsamaktadır. Bu ülkeler Arjantin, Beyaz Rusya, Brezilya, Çek Cumhuriyeti, Çin, Malezya, Pakistan, Peru, Filipinler, Rusya Federasyonu, Slovenya, Güney Kore, Hindistan, Hong Kong, Singapur, Tayland, Ukrayna, Özbekistan, Malta, Fas ve Tunus'tur. Bu ülkelerle devam etmekte olan kota müzakereleri sonuçlanarak kısıtlama anlaşmalarının imzalanmasını müteakip çift taraflı kontrol sistemi işlemeye başlayıncaya kadar, ithalat, dağıtımı Türkiye tarafından yapılacak olan kotalar çerçevesinde gerçekleştirilebilecektir.

Bu Tebliğ, 1996 yılının ilk 3 aylık dönemi için belirlenen kota miktarının dağıtımına ilişkin olarak ithalatçılar tarafından yapılması gereken başvuruya ilişkin usul ve esasları içermektedir.

Bu Tebliğ çerçevesinde;

- Sadece 1996 yılının ilk üç ayında Tebliğ kapsamında yeralan ülke ve kategorilerde ithalat yapacak ithalatçıların kota dağıtımına başvurmaları;

- Elde edilen kota hakkının en az % 50'sinin ithalatının gerçekleştirilmesi; (% 50 gerçekleştirilemez ise firma müteakip iki dağıtıma katılamayacaktır.)

- Tebliğ ekinde yer alan ülke ve/veya kategorilerden birden fazlasından ithalat yapılmak isteniyor ise, herbir ülke ve kategori için ayrı başvuruda bulunulması;

- Geçmiş yıllarda ithalat yapmış olan firmaların geleneksel ithalatçı olabilmek için baz alınan 1994 yılında yapmış oldukları ithalatı Gümrük Giriş Beyannameleri ile ispatlamış olmaları,

- İthalatçıların, gerçekleştirdikleri her fiili ithalatı en geç 15 gün içinde DTM İthalat Genel Müdürlüğü'ne bildirmeleri;

- İthal lisanslarının sürelerinin bitmesini müteakip, lisans miktarının tamamının kullanılmış olup olmadığına bakılmaksızın, en geç 15 gün içinde İthalat Genel Müdürlüğüne iade edilmesi;

gerekmektedir.

95/3 Sayılı Tebliğ: Çift taraflı kontrol sistemi çerçevesinde gözetim uygulanacak ülkeleri kapsamaktadır. Çift taraflı gözetim uygulamasında, herhangi bir miktar kısıtlaması olmaksızın, ihracatçı ülke makamlarınca düzenlenecek ihracat lisansına karşılık olarak Türk İthalatçı tarafından DTM İthalat Genel Müdürlüğünden ithal lisansı alınarak ithalat gerçekleştirilir.

95/4 Sayılı Tebliğ: Tek taraflı kontrol sistemi çerçevesinde gözetim uygulanacak ülke ve ürünlere ilişkin Tebliğdir. Bu ülkeler, Bangladeş, Arnavutluk, Ermenistan, Azerbaycan, Estonya, Gürcistan, Kazakistan, Kırgızistan, Letonya, Litvanya, Moldova, Slovenya, Tacikistan, Türkmenistan, Özbekistan, Vietnam, Fas ve Malta'dır.

Bu ülkelerden Tebliğ ekinde belirtilen kategorilerde yapılacak ithalat DTM İthalat Genel Müdürlüğünden alınacak ithal lisansı ile gerçekleştirilebilir. Gözetim uygulamalarında daha önce de belirtildiği gibi miktar kısıtlaması sözkonusu olmadığı için DTM İthalat Genel Müdürlüğüne başvuru için bir süre kısıtlaması yoktur.

95/5 Sayılı TebliğTek taraflı miktar kısıtlaması uygulanacak ülkeleri kapsamaktadır. Bunlar, Kuzey Kore, Bosna Hersek, Hırvatistan ve Makedonya'dır.

Bu Tebliğ, 1996 yılının ilk 6 aylık dönemi için tebliğ ekinde yeralan kategorilere ilişkin olarak belirlenen kota miktarının dağıtımında ithalatçılar tarafından yapılması gereken başvurunun usul ve esaslarını içermektedir. 



Kota ve gözetim önlemlerine konu olmayan tekstil ve konfeksiyon ürünleri ithalatı nasıl gerçekleşecektir ?


.Diğer sanayi ürünlerinde olduğu gibi herhangi bir kısıtlamaya konu olmaksızın ithali mümkün olacaktır.



Yüklemesi 1.1.1996'dan sonra yapılmış malların tabi olacağı rejim nedir?


.Dahilde işleme rejimi kapsamındaki mallar:

a) AB dışındaki üçüncü ülkelere ihraç edilmek kaydıyla kotadan mahsup edilmeksizin ve gümrük vergisi tahsilatı yapılmaksızın ithalat yapılabilecektir.

b) Dahilde işleme rejimi kapsamında ithal edilen malın Türkiye'ye kesin ithali (serbest dolaşıma girmesi) ancak kota kapsamında mümkündür. Başka bir ifade ile, bu ürünlerin ithalinin gerçekleşmesi, tek taraflı kontrol sözkonusu ise ithal lisansının; eğer ikili kontrole konu bir ülke malı ise ilgili ülkeden temin edilmiş ihraç lisansının ibrazına bağlıdır. Bu şekilde kotadan mahsup edilecek ve gümrük vergisi alınacaktır. Aksi takdirde malın menşe ülkeye iadesi veya imhası sözkonusu olur.

İthal lisansı alınan (kota kapsamında ithal edilen) ve vergisi ödenen ürün AB'ne aynen veya işlem görerek ihraç edilebilir.

Normal ithalat işlemine konu mallar:

a) Yüklemesi 1.1.1996'dan sonra yapılacak olan mallar, ithalatın yapıldığı ülkenin tabi olduğu rejime göre ithalat lisansının ibrazı ertesinde kotadan mahsup edilip, gümrük vergisi tahsil edilerek Türkiye'ye ithal edilir.

Bu durumdaki mallar için, otonom rejim veya anlaşma yapılamamış ülkeler bakımından, tek taraflı kısıtlama uygulaması çerçevesinde, sadece Dış Ticaret Müsteşarlığı İthalat Genel Müdürlüğünden "İthal Lisansı" alınması gerekmektedir. Ancak, ticaretin ikili kontrole konu olduğu anlaşma imzalanmış ülkeler kaynaklı malların ithali, bu ülkeler yetkili makamlarının vereceği "İhraç Lisansı"na karşılık olarak yine Müsteşarlığımız İthalat Genel Müdürlüğünün vereceği "İthalat Lisansı" ile mümkündür.

Bu durumdaki mallar işlem gördükten sonra veya işlem görmeksizin AB'ne serbestçe ihraç edilebilir.

b) Bu şekilde ithal edilmiş malların sonradan üçüncü ülkelere ihraç edildiği kanıtlanırsa ek kota tahsis edilebilir. 



Yüklemesi 1.1.1996'dan önce yapılmış ve bu tarihten sonra ithali yapılacak tekstil ve konfeksiyon ürünlerinin tabi olacağı rejim nedir?


. Dahilde işleme rejimi kapsamındaki mallar:

a) Aynen veya nihai bir ürünün bünyesinde üçüncü ülkeye ihraç edilecekse, vergiden muaf olarak ve kotadan mahsup edilmeksizin ithal edilebilecektir.

b) Yurtiçinde kullanılması kararlaştırılırsa, gümrük vergisi ödenerek ithal edilecek ve kotadan mahsup edilmeyecektir.

c) Aynen AB'ye ihracı mümkün değildir. Başka bir ürünün bünyesinde kullanılmak koşulu ile AB'ye ihraç edilebilir. Ancak bu durumda, AB'nin menşe kriterleri çerçevesinde Türk menşei kazanacak kadar işlem görmesi gerekmektedir. Ayrıca, ihracat anında bahse konu girdiye uygulanan OGT oranında fark giderici vergi tahsilatına konu olacaktır.

Normal ithalat işlemine konu mallar :

a) Türkiye'de kullanılması koşulu ile, cari gümrük vergisi (OGT) tahsil edilerek ancak, kotadan düşülmeksizin 31 Mart 1996 tarihine kadar ithal edilebilecektir.

b) Aynen AB'ye ihracı mümkün değildir. Başka bir ürünün bünyesinde kullanılmak koşulu ile AB'ye ihraç edilebilir. Ancak bu durumda, AB'nin menşe kriterleri çerçevesinde Türk menşei kazanacak kadar işlem görmesi gerekmektedir. 



50 ülkeye karşı uygulanacak miktar kısıtlamaları ve gözetim önlemleri hangi çerçevede yürürlüğe konulmuştur ?


.AB'nin kota veya gözetim uyguladığı 50 ülkeye karşı aynı ürünler bakımından kısıtlamaların üstlenilmesi için 45 ülkeye bildirimde bulunulmuş (5 ülkeye karşı tek taraflı kısıtlama veya gözetim uygulanacaktır) ve anılan ülkeler müzakereye davet edilmişlerdir. Bunlardan 26 ülke ile en az bir müzakere gerçekleştirilmiş ve 12 ülke ile (26 Şubat 1996 tarihi itibariyle) anlaşma imzalanmıştır. İkili kontrol mekanizmasını anlaşma yapılmaksızın kabul etmiş olan Tayvan ile birlikte, toplam 13 ülke ikili kontrol mekanizması çerçevesinde miktar kısıtlamasına veya gözetime tabi bulunmaktadır. Kalan ülkelerden 25 adedi tek taraflı miktar kısıtlamasına ve 12 adedi ise tek taraflı gözetim uygulamasına tabi olarak ihracatlarını gerçekleştirmektedir. Anlaşmalar imzalandıkça yayımlanacak tebliğlerle, ülkeler tek taraflı kontrol sisteminden çift taraflı kontrol sistemine alınacaklardır. 



1.1.1996'dan itibaren tekstil ve konfeksiyon ürünleri ticaretimizin tabi olacağı esaslar nelerdir?


.AB'nin Gümrük Birliği öncesinde toplam 5 tekstil ve 10 konfeksiyon ürününe uyguladığı kotalar 1.1.1996 tarihinden itibaren kaldırılmış bulunmaktadır. AB'ne yönelik tekstil ve konfeksiyon ürünleri ihracatımız, diğer sanayi ürünlerimizde olduğu gibi, herhangi bir kısıtlamaya konu kılınmaksızın gerçekleştirilecektir. Üçüncü ülkeler kaynaklı ithalatımız 50 ülke bazında değişen ürünler itibariyle kota ve gözetim önlemlerine konu kılınmıştır.

Gümrük Birliği öncesinde sözkonusu ürünlerin AB'ye ihracatında serbest dolaşım ilkesi değil, menşe kuralları geçerli idi. Ancak, Türkiye'nin AB'nin Ortak Ticaret Politikasına uyum kapsamında OGT uyumunu tamamlaması, üçüncü ülkelere karşı kota ve gözetim önlemlerini üstlenmesi ve ayrıca başta fikri ve sınai mülkiyet hakları olmak üzere haksız rekabeti önlemek üzere Topluluk mevzuatına uyum sağlaması ile birlikte taraflararasında tekstil ve konfeksiyon ürünleri ticareti, diğer sanayi ürünlerinde olduğu gibi menşe kurallarına konu kılınmayacak ve serbest dolaşım ilkesi çerçevesinde yürütülecektir. 



Ticari hakların korunması ile ilgili önlem nasıl alınır?


.İncelemeye başlanılmasından sonra, Türkiye'nin yükümlülüklerinin öncelikle uluslararası danışma ve uyuşmazlıkların çözümü prosedürünü izlemesini gerektirdiği hallerde sözkonusu prosedüre başvurulacaktır.

Bu prosedürler tamamlandıktan sonra ve bunun dışında kalan hallerde, ticari engellerden kaynaklanan zararın ve olumsuz ticari etkilerin ortadan kaldırılması amacıyla, ülke çıkarları açısından gerekli görülmesi halinde mevzuatta sıralanan ve tavizlerin askıya alınması veya geri çekilmesi, miktar kısıtlamalarının konulması veya ithalat veya ihracat koşullarının değiştirilmesi gibi önlemler, mevzuatta belirtildiği şekillerde alınabilir.

Ancak, uluslararası uyuşmazlıkların çözümü prosedürünün talep edilmesi halinde, bu prosedür sonucu uygulamaya konulacak ticari önlemler, bu konuda yetkili kılınacak olan uluslararası uyuşmazlıkların çözümü organının vereceği tavsiye kararı doğrultusunda kararlaştırılacaktır.



Ticari engel, olumsuz ticari etki ve Türk müteşebbisi ne demektir?


.Ticari engel, diğer ülkeler tarafından uygulamaya konulan ve devam ettirilen ve uygulanması nedeniyle uluslararası ticaret kurallarının bir karşılık verme hakkını tanıdığı her türlü haksız ticari uygulama anlamındadır.

Olumsuz ticari etki ise, diğer bir ülke pazarında uygulamaya konulan bir ticari engelin, herhangi bir ürün veya hizmet açısından, Türk müteşebbisleri üzerinde neden olduğu veya neden olma tehdidinde bulunduğu ve Türk ekonomisi veya bir sektörün ekonomik faaliyetleri üzerinde zarara yol açacak maddi etkileri ifade etmektedir.

Türk müteşebbisi , bu mevzuat açısından ticari engele konu olan ürünün üretimi veya hizmetin sağlanması ile doğrudan ilgili ve Türk mevzuatına uygun bir biçimde sicile kayıtlı işyeri, yönetim merkezi veya ana iş merkezi Türkiye'de bulunan firma veya ortaklıkları ifade etmektedir.



Şikayet usul ve esasları nelerdir?


.a) Türk pazarına etkisi olan haksız ticari uygulamalar nedeniyle zarar gördüğüne inanan gerçek veya tüzel kişiler ya da tüzel kişiliği haiz olmayan kuruluşlar ilgili sanayi adına yazılı olarak şikayette bulunabilirler.

b) Diğer bir ülke pazarında etkisi olan haksız ticari uygulamalar sonucunda zarar gördüğünü iddia eden herhangi bir Türk müteşebbisi veya kuruluş, bir veya birden fazla Türk müteşebbisi adına yazılı şikayette bulunabilir.

Şikayetlerin yeterli delilleri kapsaması gerekmektedir.



Türkiye'nin Ticari Haklarının Korunması Hakkında Karar ve Yönetmelik kapsamındaki mevzuatın amacı nedir?


.Bu mevzuat ile, uluslararası yükümlülük ve prosedürlere, özellikle Dünya Ticaret Örgütü çerçevesinde öngörülenlere uygun olması şartıyla, üçüncü ülkelerin ihracatlarındaki haksız ticari uygulamaları sonucunda, Türkiye pazarındaki üreticileri olumsuz etkileyen veya Türkiye'nin ihracat pazarlarındaki ihracat performansına olumsuz etkisi olan durumların hasıl olması halinde, bu haksız ticari uygulamaların neden olduğu zararın giderilmesi ve Türkiye'nin ticari haklarının korunmasına yönelik olarak izlenecek prosedürlerin ve bu kapsamda alınabilecek ticari önlemlerin belirlenmesi amaçlanmaktadır.



Avrupa Birliği'nin uyguladığı anti-damping vergileri ne zaman tahsil edilecektir?


. Anti-damping vergisine tabi Türk ürünlerinin ve serbest dolaşıma Türkiye üzerinden giren üçüncü ülke ürünlerinin Avrupa Birliği pazarına yönelmeleri halinde, bu ürünlerin Avrupa Birliğine ithalleri sırasında bu vergilerin ödenmesi gerekmektedir.

Türkiye tarafından anti-damping vergisine tabi tutulmuş olan Avrupa Birliği ürünlerinin veya Avrupa Birliği üzerinden serbest dolaşıma giren üçüncü ülke ürünlerinin Türkiye'ye ithalatında da bu vergiler tahsil edilecektir.



Türkiye, Avrupa Birliğinin damping vergilerini üstlenecek midir?


. Türkiye bu vergileri otomatik olarak üstlenmeyecektir. Aynı ülkeye karşı, aynı üründe yerli üreticiler tarafından damping şikayetinde bulunulması ve dampingin tespit edilmesi halinde önlem alınabilecektir.

Dampinge karşı vergi, tespit edilecek damping oranına göre, farklı oranlarda uygulanabilecektir.



Avrupa Birliği ile Türkiye, üçüncü ülkelere ortak damping vergisi uygulayacaklar mıdır?


.Hayır. 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararına göre, üçüncü ülkelere karşı alınabilecek dampinge karşı önlemler için ortak hareket edilebileceğine ilişkin olarak Türkiye ile Avrupa Birliği arasında herhangi bir düzenleme ve mekanizma bulunmamaktadır. Bu nedenle, her iki taraf da kendi mevzuatını bağımsız bir şekilde uygulayabilecektir.



Gümrük Birliği ile Avrupa Birliği'nin Türkiye'ye karşı uyguladığı damping vergileri kaldırılmış mıdır?


.Hayır. Damping vergilerinin askıya alınması için 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararında belirtilen hususlara Türkiye tarafından uyum sağlanması gerekmektedir. Ortaklık Konseyi Kararının 42'inci maddesine göre, korunma tedbirleri dışındaki tüm ticari korunma tedbirleri (anti-damping uygulamaları dahil); Türkiye'nin, Avrupa Birliğinin iç pazarla ilgili rekabet, devlet yardımlarının denetimi ve diğer konulardaki müktesebatı benimsemiş ve etkin biçimde uygulamaya koymuş olması ve dolayısıyla haksız rekabete karşı iç pazardakine eşdeğer bir koruma sağlaması koşuluyla yine bir Ortaklık Konseyi Kararı ile askıya alınabilir.

Ancak, anti-damping vergilerinin bundan sonraki uygulamalarına yönelik olarak, Türkiye ile Avrupa Birliği arasında Katma Protokolün 47'nci maddesi işletilecek ve taraflar arasında erken uyarı sistemi uygulamaya sokulacaktır.

Diğer taraftan, ürünlerine karşı anti-damping vergisi uygulanan firmalarımızın, bu verginin yürürlükten kaldırılması amacıyla Avrupa Birliği'nin ilgili mevzuatında öngörülen gözden geçirme prosedürünün işletilmesi için başvuru yapma hakları da imkan dahilinde bulunmaktadır.



Dampingli veya sübvansiyonlu ithalata karşı korunma hangi mevzuatla ve nasıl sağlanacaktır ?


.Dampingli veya sübvansiyonlu ithalatın üretim dalı üzerinde neden olduğu zararın önlenebilmesi için, 3577 sayılı Kanun, 89/14506 sayılı Karar ve Yönetmelikten oluşan "İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkındaki Mevzuat" ile DTÖ ekinde yer alan Anti-damping Anlaşması ve Sübvansiyonlar Anlaşmasının hükümlerine göre işlem yapılmaktadır.

Bu kapsamda, dampinge veya sübvansiyona konu ithalatın neden olduğu zararın önlenebilmesini teminen, sırasıyla dampinge karşı vergi veya telafi edici vergi uygulamaya konulabilmektedir

Diğer taraftan, Dünya Ticaret Örgütünü Kuran Anlaşma Ekinde yer alan Anti-Damping ve Sübvansiyonlar Anlaşmaları ile ilgili Avrupa Birliği mevzuatına uyum amacıyla hazırlanan Kanun Değişikliği Tasarısı, T.B.M.M.'ne sevk edilmiştir. Tasarının yasallaşması sonrasında değiştirilmiş 3577 sayılı Kanun, yeni Karar ve Yönetmelikten oluşacak mevzuat yürürlüğe konulacaktır.



Bu ülkelere karşı uygulanacak kotalar nasıl dağıtılacaktır?


.Bu dağıtım, genel kota ve tarife kontenjanı dağıtımı usulleri çerçevesinde yapılacaktır.



Çin Halk Cumhuriyetine karşı, yayımlanan Yönetmelik veya Tebliğ kapsamında yer alan ürünler dışında kota uygulamasına gidilebilir mi?


. Evet, gidilebilir. Ciddi zarar veya ciddi zarar tehdidi nedeniyle bu ülkeden yapılan ithalata karşı önlem alınmasına yönelik olarak başvuruda bulunulduğu ve soruşturma sonucunda önlem alınması gerekli görüldüğü takdirde, diğer ürünlerde de önlem alınabilecektir.



Bu ülkelere karşı neden ayrı bir mevzuat hazırlanmıştır?


. DTÖ üyesi olmayan bu ülkelere karşı gerekli hallerde tedbir alınmasına ilişkin olarak izlenilecek prosedür, bazı hallerde, DTÖ üyesi olan ülkelere karşı uygulanacak olan prosedürden ayrılmaktadır. Bu nedenle ayrı bir mevzuat hazırlanmıştır.



Belirli Ülkeler Menşeli Malların İthalatında Gözetim ve Korunma Önlemleri Hakkında Karar ve Yönetmelik kapsamında kabul edilen mevzuat ile amaçlanan nedir?


. Mevzuat, ticareti devlet eliyle yürüten ve Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) üyesi olmayan ülkelerden yapılan ithalatta, belirli koşulların yerine gelmesi şartına bağlı olarak korunma önlemi alınmasına olanak sağlamaktadır.

Ayrıca, istatistiksel verilerin hızla elde edilmesine ve ithalatın önceden izlenmesine yönelik olarak ithalat gözetime tabi tutulabilecektir. Acil durumlarda ise korunma önlemi derhal alınabilecektir.

Bu Karar, şu ülkeler menşeli malların ithalatında uygulanacaktır (başka bir mevzuat kapsamında düzenlenen tekstil ve konfeksiyon ürünleri hariç) aşağıda belirtilen ülkeler menşeli malların ithalatında uygulanacaktır:

- Azerbaycan, Arnavutluk, Beyaz Rusya, Ermenistan, Çin Halk Cumhuriyeti, Gürcistan, Kazakistan, Kırgızistan, Kuzey Kore, Moğolistan, Moldova, Özbekistan, Rusya Federasyonu, Tacikistan, Türkmenistan, Ukrayna, Vietnam.

Ortak Ticaret Politikasına uyum kapsamında sadece Çin Halk Cumhuriyetine karşı otonom olarak gözetim ve kota uygulanacak ürünlerle ilgili Tebliğler yayımlanmıştır. Diğer ülkeler bakımından bir kısıtlama sözkonusu değildir.



Tarife kontenjanı ne demektir?


.Tarife kontenjanı, bir mal veya mal grubunun ithalatında uygulanmakta olan gümrük vergisi oranlarında, belirli bir miktar veya değer için indirim yapılması veya muafiyet sağlanmasını ifade eder.



İthalatın miktar ve/veya değer kısıtlamasına tabi tutulması halinde kota dağıtımı kim tarafından ve ne şekilde yapılacaktır ?


.Belirlenen kota ve tarife kontenjanlarının dağıtımı Dış Ticaret Müsteşarlığı tarafından mevzuatta belirlenmiş usullere göre yapılacaktır.

Buna göre, kota dağıtımı;

-geleneksel ticaret akışı yöntemi,

-başvuru sırasına göre eşit oranda kota tahsis yöntemi,

-talep edilen miktar ve/veya değerlerle orantılı tahsis yöntemi,

-Müsteşarlıkça ürünün yapısı ve ekonomik miktarları dikkate alınarak belirlenen yöntem,

çerçevesinde yapılacaktır. Birden çok yöntemin birarada kullanılması da mümkündür.

Kota tahsisi için başvuruların, belirtilen süreler içerisinde ve gerekli belgelerle Dış Ticaret Müsteşarlığına yapılması gerekmektedir.



Gözetim veya korunma önlemi otomatik olarak mı alınmaktadır?


.Hayır. Önlemler için gerekli inceleme ve soruşturmanın başlatılması için, ilgili gerçek ve tüzel kişiler veya bağlı bulundukları Meslek Kuruluşları ve Odaların, başvuru formunu tam ve usulune uygun doldurmak suretiyle İthalat Genel Müdürlüğüne başvurmaları gerekmektedir.

Başvuru sonrası yapılan ön inceleme ve soruşturma sonrasında önlem alınabilmektedir.



Gözetim ve korunma önlemi nedir ?


.Gözetim: Bir malın ithalatının yerli üreticilere zarar verecek veya zarar tehdidi yaratacak miktar ve/veya şartlarda artması halinde, ithalatın, Dış Ticaret Müsteşarlığı'nca düzenlenecek "Gözetim Belgesi" ile izlenmesine yönelik bir uygulamadır. Gözetime tabi ürünlerin ithalatında miktar ve/veya değer sınırlaması olmayıp, her isteyen ithalatını gerçekleştirebilmektedir.

Korunma önlemi: Bir malın ithalatının yerli üreticilere ciddi zarar verdiğinin yapılacak soruşturma sonucunda tespit edilmesi halinde, sözkonusu zararı ortadan kaldırmak amacıyla ve sadece zararla sınırlı kalmak üzere, ithalatın miktar ve/veya değerinde kısıtlama yapmaktır.

Gözetim ve korunma önlemlerinin uygulanması safhasında ülke menfaatleri gözönünde bulundurulmaktadır.

Dünya Ticaret Örgütü üyesi ülkelere yönelik uygulamalarda ithalatın artan miktarı ve şartları birlikte ele alınmaktadır. Gecikmenin telafisi güç zararlara neden olması ihtimalinin bulunduğu kritik durumlarda, soruşturma sonucu beklenmeden geçici acil önlem alınması da mümkündür.

Korunma önlemi olarak;

- daha önce verilmiş gözetim belgelerinin geçerlik süreleri sınırlandırılabilir.

- ithalat belli miktar ve/veya değer olarak miktar sınırlamasına tabi tutularak Dış Ticaret Müsteşarlığının iznine bağlanabilir. İzne bağlanan mal, ancak ithal lisansı/izin belgesi ile ithal edilebilir.

Gözetim ve korunma önlemleri alınmasına imkan tanıyan mevzuat şunlardır:

1. İthalatta Gözetim ve Korunma Önlemleri ile Kota İdaresi ve Tarife Kontenjanı Hakkında Karar ve Yönetmelik (GATT'a entegre edilen tekstil ürünleri de bu mevzuat kapsamında değerlendirilir),

2. Belirli Ülkeler Menşeli Malların İthalatında Gözetim ve Korunma Önlemleri Hakkında Karar ve Yönetmelik,

3. Belirli Tekstil Ürünleri İthalatında Gözetim ve Korunma Önlemleri hakkında Karar ve Yönetmelik,

4. İkili Anlaşmalar, Protokoller veya Diğer Düzenlemeler Kapsamı Dışında Belirli Ülkeler Menşeli Tekstil Ürünleri İthalatında Gözetim ve Korunma Önlemleri Hakkında Karar ve Yönetmelik.



Ortak Ticaret Politikası kapsamında çıkartılan mevzuat, zarar veya zarar tehdidi yaratan ithalat karşısında üreticilere ne gibi korunma sağlamaktadır?


.Halihazırda çıkartılmış olan veya hazırlıkları sürmekte olup yayımlanmasını müteakip yürürlüğe girecek olan mevzuat;

1. İthalatın yerli üreticilere ciddi zarar veya zarar tehdidi yaratacak miktar ve/veya şartlarla yapılması halinde ithalatta gözetim ve miktar kısıtlamaları; (gözetim ve korunma önlemleri, genel mevzuatın yanısıra belirli üçüncü ülkelerden yapılan ithalat ile tekstil ürünleri için ayrı bir mevzuat çerçevesinde düzenlenmektedir),

2. Dampingli veya sübvansiyonlu ithalata karşı anti-damping vergisi veya telafi edici vergi;

3. Haksız ticari uygulamalara karşı tavizlerin geri çekilmesi, miktar kısıtlaması uygulanması veya diğer ticaret politikası önlemleri,

gibi tedbirleri öngörmektedir.



Türkiye, Ortak Ticaret Politikası araçlarına uyum kapsamında AB'nin hangi mevzuatına uymak zorundadır?


. Ortak Ticaret Politikası, malların serbest dolaşımı ilkesinin herhangi bir nedenle bozulmasını ve olabilecek trafik sapmalarının önlenmesini amaçlamakta ve ortak kuralların uygulanması sağlamak üzere bir çok mevzuatın kabul edilmesini gerektirmektedir.

Bu alanda uyum sağlanması gereken mevzuat ve yapılması gerekenler 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı'nın 12'nci maddesinde sıralanmış bulunmaktadır. Bunlar kısaca;

  • ithalatta ortak kurallarla ilgili mevzuat;
  • bazı üçüncü ülkeler kaynaklı ithalatta ortak kurallarla ilgili mevzuat;
  • miktar kısıtlamalarının idaresi ve dağıtımındaki kurallarla ilgili mevzuat;
  • dampingli ve sübvansiyonlu ithalata karşı korunmayla ilgili mevzuat;
  • Yeni Ticaret Politikası Aracı ile ilgili mevzuat;
  • ihracatta ortak kurallarla ilgili mevzuat;
  • resmi destekli ihracat kredileriyle ilgili mevzuat ;
  • tekstil ve konfeksiyon için dışarda işleme rejimine ilişkin mevzuat;
  • tekstil ve konfeksiyon ithalatında ortak kurallara ilişkin mevzuat;
  • otonom düzenlemelerle gerçekleştirilen tekstil ürünleri ithalatına ilişkin

mevzuat;

olarak sıralanabilir. Bu mevzuatın büyük bir kısmı ile ilgili uyum çalışmaları tamamlanmış ve yayımlanmış bulunmaktadır.



Ortak Ticaret Politikası hangi zorunluluktan doğmuştur?


. Ortak ticaret politikası, gümrük birliği çerçevesinde giderek gelişen bir şekilde tek ve ortak kuralların geçerli olduğu birleşik bir pazar yaratmak amacıyla dış ticaret politikalarının ortak kurallar ve politikalar üzerine inşa edilmesi zorunluluğundan doğmuştur.

Bu zorunluluk ayrıca GATT'ın XXIV'üncü maddesinde de ifade edilmektedir.



Gümrük Birliğinden etkileneceği belirtilen KOBİ'lere yönelik olarak Dış Ticaret Müsteşarlığınca ne gibi tedbirler getirilmiştir?


. Dış Ticaret Müsteşarlığı 90'lı yıllardan beri KOBİ'lerin dış ticarette örgütlenmeleriyle ilgili çeşitli mevzuat çalışmalarını uygulamaya koymuştur. Bu bağlamda, ilk defa 1992 yılında Çok Ortaklı Şirketler (ÇOŞ) Tebliği yayımlanarak KOBİ'lerin ÇOŞ'lar şeklinde birleşmeleri ve sayıca artmaları özendirilmeye çalışılmış, ancak, tek firma dışında bir müracaat olmamıştır. Öte yandan, 1994 ve 1995 yıllarında KOBİ'lerin örgütlenmelerine ilişkin mevzuatta yapılan iyileştirmelerle, aynı üretim dalında faaliyet gösteren KOBİ'lerin sektörel bazda dışa açılmaları hedeflenmiştir.

Bu bağlamda, KOBİ'lerin Sektörel Dış Ticaret Şirketleri şeklinde örgütlenmelerini sağlamak üzere, 6.1.1996 tarihinde yayımlanan 96/5 sayılı Tebliğ'de Kalkınmada Öncelikli Yöreler ile yeterli sayıda aynı üretim dalında faaliyet gösteren firmanın bulunmadığı yörelerde 10 firma koşulu 5 firmaya, 5 milyon $ ihracat şartı da 2,5 milyon $'a indirilmiştir.

En önemlisi, anılan Tebliğ ile Fransa'da örneği görülen ve ana sanayi-yan sanayi, başka deyişle, büyük firma-küçük firmalar arası ilişkileri geliştirmeyi amaçlayan bir değişiklik sağlanmıştır.

Dış Ticaret Müsteşarlığınca 1.6.1995 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren devlet yardımları, tamamen GATT ve AB normlarına uyumlu yardımlar olup, özellikle KOBİ ve SDŞ'lere yönelik hale getirilmiştir. Bu yardımlar kısaca, Pazar Araştırması, AR-GE, Çevre, Yurtdışı Fuar, Yurtdışında Ofis-Mağaza Açılması ve Yurtiçinde Uluslararası Fuar ve Sergilere Katılma olup, bunlardan KOBİ ve SDŞ'ler yararlanacaktır. Bu yardımlara ilave olarak, eğitim yardımı da getirilecektir. Bu yardımla KOBİ'lerimizin gerek yönetici gerekse işçilerinin eğitimi, kalifiye işgücü istihdamı ile çeşitli şekillerdeki eğitim uygulamalarına destek verilecektir.

KOBİ'lere verilen önem mahiyetinde, 1996 yılı KOBİ yılı olarak ilan edilmiştir. Bu konuda başta TOBB, TESK, TOSYÖV ve KOSGEB olmak üzere KOBİ'lere hizmet veren tüm kamu ve özel kuruluşlarla koordineli çalışmalar sürdürülmektedir. Bu kampanya ile ihracat potansiyeli olup, ihracat yapmamış KOBİ'lerin harekete geçirilmesi; bu firmalara ihracat yöntemlerinin anlatılması, özetle KOBİ'lerin dış ticarete yönlendirilmesi hedef alınmıştır.



Yeni İhracat Rejimi KOBİ'lere ne gibi yenilikler getirmiştir ?


.Yeni İhracat Rejimi ile tek vergi numarası sahibi, Esnaf ve Sanatkar Odalarına kayıtlı olup, üretim faaliyeti ile iştigal eden esnaf ve sanatkarlara da ihracat yapabilme imkanı tanınmıştır. Ayrıca, yeni Rejim ve ekindeki Tebliğler, herkes tarafından kolaylıkla anlaşılabilir bir şekilde düzenlenmiştir. Bu da, bilhassa açık ve sade bir dil içermesi nedeniyle, mevzuat açısından KOBİ'ler lehine bir iyileştirme olarak görülmektedir. 



Dış Ticaret Sermaye Şirketi statüsü kazanmak için koşullar nelerdir?


.Ödenmiş sermayeleri en az 2 milyon YTL. (2 trilyon TL.) olan ve bir önceki takvim yılında gümrük beyannamesi bazında; en az (FOB) 100 milyon ABD doları veya eş değerdeki fiili ihracatı gerçekleştiren (transit ve bedelsiz ihracat hariç) anonim şirketlere, her yılın Ocak ayının son gününe kadar başvurmaları kaydıyla “Dış Ticaret Sermaye Şirketi” statüsü verilebilmektedir. 



Türkiye'den ihraç edilmesi yasak veya izne bağlı mallar nelerdir?


. 6 Ocak 1996 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan (İhracat 96/31) sayılı Tebliğ eki listede, ihracı yasak veya ön izne bağlı malların isimleri ve ön izin mercileri açık bir şekilde belirtilmiş bulunmaktadır. 



Bütün ihracat şekillerinde ihracatçılar öncelikle hangi mercie müracaat edeceklerdir?


.Hemen her ihracat şeklinde öncelikle ihracatçı birliklerine üyelik arandığından İhracatçı Birlikleri Genel Sekreterliklerine başvurmalıdırlar. 



Yeni İhracat Yönetmeliği'ne göre ülkemizden yapılacak ihracatta kaç türlü yöntem vardır?


.Öz İzne Bağlı İhracat, Kayda Bağlı İhracat, Kredili İhracat, Konsinye İhracat, Ticari Kiralama Yoluyla Yapılacak İhracat, Takas veya Bağlı Muamele Yoluyla Yapılacak İhracat, Bedelsiz İhracat, Transit Ticaret ve Savunma Sanayii dışındaki alanlarda offset kapsamında ihracat. 



İhracata herhangi bir kısıtlama veya yasaklama getirmeye hangi kurum yetkilidir?


.95/7623 sayılı İhracat Rejimi Kararı'nın 3 üncü maddesi, AB mevzuatına paralel olarak, gerekli hallerde bir malın ihracatına kısıtlama veya yasaklama getirmeye Dış Ticaret Müsteşarlığı'nın bağlı olduğu Bakanlığı yetkili kılmıştır. 



İhracatta kota ve tarife kontenjanı dağıtımı hangi usullere göre yapılacaktır?


. İhracatta kota ve tarife kontenjanı dağıtımı da; ithalata ilişkin mevzuata benzer şekilde;

a) geleneksel ticaret akışı,

b) başvuru sırasına göre eşit oranda kota tahsisi,

c) talep edilen miktar ve/veya değerlerle orantılı tahsis,

d) Müsteşarlıkça ürün yapısı ve ekonomik miktarları dikkate alınarak belirleme,

yöntemlerinden bir veya birkaçı temel alınarak yapılacaktır.

Kota dağıtımında uyulacak esaslar, tahsis için başvuru esasları yine Yönetmelik ile düzenlenecektir. 



İhracatta Kota ve Tarife Kontenjanı Belirlenmesi ve İdaresine İlişkin Karar konusunda hangi Kurum yetkilidir?


. Bu Karar ile, uluslararası anlaşmalar hükümlerine uygun olarak ihracatta uygulanabilecek kotalar ile tarife kontenjanlarının (gerek Türkiye tarafından uygulanan ve gerekse ithalatçı ülkeler tarafından uygulanan ve dağıtımı Türkiye'ye bırakılanlar) dağıtım usul ve esaslarını belirlemek yetkisi Dış Ticaret Müsteşarlığına (İhracat Genel Müdürlüğü) verilmiştir.

Türkiye tarafından ihracatta uygulanacak kota ve tarife kontenjanlarının miktar ve/veya değeri de Dış Ticaret Müsteşarlığı tarafından belirlenecektir. 



6 Ocak 1996 tarih ve 22515 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 95/7623 sayılı İhracat Rejimi Kararı ile getirilen başlıca yenilikler nelerdir?


. Yeni İhracat Rejimi Kararı hazırlanırken, bir önceki Karar'ın ana çerçevesi muhafaza edilmiş ancak, 1992 yılından bu yana geçen zaman zarfında ihracat gibi son derece dinamik bir konuda oluşan yeni değişmeler ile gerek ulusal, gerekse uluslararası alanda meydana gelen gelişmelerin ortaya çıkardığı ihtiyaçların karşılanmasını teminen yeni bazı düzenlemelerin yapılması gereği hasıl olmuştur. Bu amaçla 95/7623 sayılı Karar ile getirilen başlıca yenilikler şunlardır:

Dış Ticaret Müsteşarlığı'nın bağlı olduğu Bakanlık;

- Piyasalarda meydana gelen olağan dışı bir gelişme, ihracata konu malda görülen yetersizlik, kamu güvenliği, kamu ahlakı, insan sağlığı, hayvanların, bitkilerin veya çevrenin korunması amacına yönelik tedbirler, sanatsal, tarihi ve arkeolojik değer taşıyan metanın korunması nedenleriyle ihracatta kısıtlama veya yasaklama getirmeye,

- İhracatta miktar kısıtlaması uygulamaya,

- Kalkınma planları ve yıllık programlardaki ekonomik ve sosyal hedeflere ulaşılabilmesini teminen yapılacak faaliyetlerin gerçekleştirilmesi amacıyla; uluslararası kuruluşlara olan yükümlülükler ile iç ve dış piyasa şartları ve diğer ülkelerin madde politikalarına ilişkin uygulamalar da göz önünde tutularak, ihracata konu ürünlere rekabet gücü kazandırıcı çalışmalar ve düzenlemeler yapmaya,

yetkili kılınmıştır.

- Kamu kurum ve kuruluşlarının, madde bazında miktar ve dönem itibariyle ihracatın kısıtlanmasına ve yasaklanmasına yönelik kanun ve kararnamelerin hazırlanması aşamasında Dış Ticaret Müsteşarlığı'nın bağlı olduğu Bakanlığın görüşünü alması yönünde düzenleme yapılmıştır.

- İhracat faaliyetlerinin koordineli bir şekilde yürütülebilmesini teminen ilgili kurum ve kuruluşların kendi mevzuatları uyarınca ihracata yönelik olarak alacakları kararlar ile alım ve satımı ilgili mevzuatla belirli bir merciin iznine bırakılmış malların ihracına ilişkin esas ve uygulamaların tespiti aşamasında Dış Ticaret Müsteşarlığı'nın bağlı olduğu Bakanlığın uygun görüşünün alınacağı hükme bağlanmıştır.



6 Ocak 1996 tarih ve 22515 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 95/7623 sayılı İhracat Rejimi Kararı ile getirilen başlıca yenilikler nelerdir?


. Yeni İhracat Rejimi Kararı hazırlanırken, bir önceki Karar'ın ana çerçevesi muhafaza edilmiş ancak, 1992 yılından bu yana geçen zaman zarfında ihracat gibi son derece dinamik bir konuda oluşan yeni değişmeler ile gerek ulusal, gerekse uluslararası alanda meydana gelen gelişmelerin ortaya çıkardığı ihtiyaçların karşılanmasını teminen yeni bazı düzenlemelerin yapılması gereği hasıl olmuştur. Bu amaçla 95/7623 sayılı Karar ile getirilen başlıca yenilikler şunlardır:

Dış Ticaret Müsteşarlığı'nın bağlı olduğu Bakanlık;

- Piyasalarda meydana gelen olağan dışı bir gelişme, ihracata konu malda görülen yetersizlik, kamu güvenliği, kamu ahlakı, insan sağlığı, hayvanların, bitkilerin veya çevrenin korunması amacına yönelik tedbirler, sanatsal, tarihi ve arkeolojik değer taşıyan metanın korunması nedenleriyle ihracatta kısıtlama veya yasaklama getirmeye,

- İhracatta miktar kısıtlaması uygulamaya,

- Kalkınma planları ve yıllık programlardaki ekonomik ve sosyal hedeflere ulaşılabilmesini teminen yapılacak faaliyetlerin gerçekleştirilmesi amacıyla; uluslararası kuruluşlara olan yükümlülükler ile iç ve dış piyasa şartları ve diğer ülkelerin madde politikalarına ilişkin uygulamalar da göz önünde tutularak, ihracata konu ürünlere rekabet gücü kazandırıcı çalışmalar ve düzenlemeler yapmaya,

yetkili kılınmıştır.

- Kamu kurum ve kuruluşlarının, madde bazında miktar ve dönem itibariyle ihracatın kısıtlanmasına ve yasaklanmasına yönelik kanun ve kararnamelerin hazırlanması aşamasında Dış Ticaret Müsteşarlığı'nın bağlı olduğu Bakanlığın görüşünü alması yönünde düzenleme yapılmıştır.

- İhracat faaliyetlerinin koordineli bir şekilde yürütülebilmesini teminen ilgili kurum ve kuruluşların kendi mevzuatları uyarınca ihracata yönelik olarak alacakları kararlar ile alım ve satımı ilgili mevzuatla belirli bir merciin iznine bırakılmış malların ihracına ilişkin esas ve uygulamaların tespiti aşamasında Dış Ticaret Müsteşarlığı'nın bağlı olduğu Bakanlığın uygun görüşünün alınacağı hükme bağlanmıştır.



İthalat mevzuatında gerçekleştirilen diğer yenilikler nelerdir?


. AB mevzuatında yer alan ve cezaların kanuni, etkin, uygulanabilir ve şeffaf olması ve yargılama neticesinde verilmesi prensipleri esas alınarak, ithalat rejimine aykırılık ve sahte belge kullanımı gibi hususlara ilişkin yaptırımları düzenleyen 1995 yılı İthalat Rejimi Kararı'nın ilgili maddesi yürürlükten kaldırılmış ve bu kapsamda, daha önceki İthalat Rejimi hükümleri çerçevesinde firmalara verilen müeyyidelerin uygulanmasına da son verilmiştir.

3448/93/EEC sayılı Konsey Yönetmeliği kapsamı işlenmiş tarım ürünlerinde, Topluluk mevzuatına uyumlu yeni mevzuat, tüm unsurları ile yürürlüğe girmiş ve böylece Toplulukta "Meursing Table" olarak adlandırılan, Türkiye'de "Bileşim Tablosu" olarak belirlenen Tablo uygulamaya konularak, anılan ürünlerin ithalatında, muhteviyatlarında bulunan süt ve sütlü ürünler, hububat ve şeker miktarları ile orantılı olarak Toplu Konut Fonu tahsilatı uygulaması (tarım payı) başlatılmıştır.


İthalat Rejimi eki listelerin kapsamı nedir?


.İthalat Rejimi Kararına ekli 6 liste bulunmaktadır.

  • I sayılı listede, tarım ürünleri için öngörülen gümrük vergisi ve Toplu Konut Fonu oranları,
  • II sayılı listede, sanayi ürünleri ve AKÇT ürünlerine uygulanacak gümrük vergisi oranları,
  • III sayılı listede, işlenmiş tarım ürünlerinden tahsili öngörülen gümrük vergisi oranları ile tarım payına tekabül eden Toplu Konut Fonu miktarları,
  • IV sayılı listede, balıkçılık ve su ürünlerinden tahsili öngörülen gümrük vergisi oranları ile Toplu Konut Fonu miktarları,
  • V sayılı listede, gümrük vergisi askıya alınan ürünler,
  • VI sayılı listede sivil hava taşıtlarında kullanılmaya mahsus bazı ürünler,
yer almaktadır.


Kimler ithalat yapabilir?


.İthalat Belgesi uygulamasına son verilmesine paralel olarak, diğer ilgili mevzuat hükümleri saklı kalmak kaydıyla, Vergi Usul Kanunu hükümleri uyarınca vergi numarası verilen her gerçek ve tüzel kişi ile tüzel kişilik statüsüne sahip olmamakla birlikte yürürlükteki mevzuat hükümlerine istinaden hukuki tasarruf yapma yetkisi tanınan kişiler ortaklıklarına, ithalat işlemlerini yürütme olanağı getirilmiş bulunmaktadır.



İthalatta, ithal müsaadesi uygulamasına devam edilmekte midir?


.1.1.1996 tarihinde yürürlüğe giren yeni İthalat Rejimi ile, 6 Mart 1995 tarih ve 1/95 sayılı Türkiye-AB Ortaklık Konseyi Kararı'nın 26 ncı maddesinde ifadesini bulan, Topluluk mevzuatında "ürünlerin gümrük birliğine girişi", "gümrük beyanları", "serbest dolaşıma girişi", "malların dolaşımı" gibi konulara ait hükümler, Dünya Ticaret Örgütü Kuruluş Anlaşmasında yer verilen, ithalattan en fazla üç lisans alınmasına imkan tanıyan hükümler ile ithalatta kullanılan belgelerin basitleştirilmesi gibi hususlar göz önünde bulundurularak; Gümrük Birliğine geçişle birlikte, bundan önceki karar hükümleri çerçevesinde ithalat yapmak isteyen kişilerin almaları gereken ithalat belgesi uygulamasına son verilmiş; aynı gerekçelerle İthalat Yönetmeliğinde yer alan ve bankalarca düzenlenen "İthal Müsaadeleri" yürürlükten kaldırılmıştır. 



İthalatta herhangi bir kısıtlama var mıdır?


. Türkiye'nin 1980 yılından bu yana yürüttüğü dış ticarette liberalizasyon ve dünya pazarları ile bütünleşme politikasına uygun olarak, kamu ahlakı, kamu düzeni veya kamu güvenliği; insan, hayvan ve bitki sağlığının, sinai ve ticari mülkiyetin, yerli sanayiinin korunması ile ticaret politikası önlemlerinin etkin uygulanması amaçlarıyla ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde alınan önlemlerin kapsamı dışındaki yeni malların ithali tamamen serbesttir. 



Gümrük Birliği Kararı çerçevesinde, ithalat mevzuatında yapılan başlıca değişiklikler nelerdir?


.Gümrük Birliği çerçevesinde yapılan en köklü değişikliklerden biri de, 31.12.1995 tarih ve mükerrer 22510 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren İthalat Rejimi Kararı ve İthalat Yönetmeliği'dir. 

Bahis konusu mevzuatla, ilk kez 1973 yılında başlayarak, Topluluk çıkışlı, serbest dolaşımdaki sanayi ürünlerinin ithalatında tahsil edilen gümrük vergilerinde her yıl yapılan kademeli indirimler % 100'e ulaşarak tamamen kaldırılmış; ayrıca, aynı tarihte başlanarak üçüncü ülkeler menşeli sanayi ürünlerin ithalatında uygulanan gümrük vergisi oranlarının Topluluk Ortak Gümrük Tarifesine uyumunda % 100'e ulaşılarak, Topluluğun gümrük vergisi oranları aynen uygulamaya konulmuştur. Bu çerçevede, sanayi ürünleri ithalatında tahsil edilen Toplu Konut Fonu tamamen kaldırılmıştır. 
Diğer taraftan, 6 Mart 1995 tarih ve 2/95 sayılı Türkiye-AB Ortaklık Konseyi Kararı ile, Türkiye'nin Gümrük Birliği ile beraber üçüncü ülkeler menşeli bazı sanayi ürünlerinde OGT hadleri üzerinde gümrük tarifesi uygulamasına ve 5 yıl içerisinde OGT hadlerine kademeli olarak uyum sağlamasına karar verilmiş olup, 1996 yılı İthalat Rejimi ile sözkonusu uygulamaya başlanmıştır. 



"Üçgen Trafik" (triangular traffic) nedir ?


.Hariçte İşleme Rejimi kapsamında hammadde ve ara malların üçüncü ülkelere işlenmek üzere gönderilmesi ve işlendikten sonra yeniden ithal edilmeleri mümkün bulunmaktadır. Bu çerçevede üretilmiş olan mallar, ithal işlemlerinin tamamlanmasını müteakip serbest dolaşıma girmekte ve AB'ye (Türkiye'ye) ihraç edilebilmektedir.

Yukarıda özetlenen sistemde, üçüncü ülkede işlenen malın önce ithal edilmesi ve bilahare karşı tarafa ihracının mümkün olması, esasen gereksiz bir işlem yaratmaktadır. Gümrük Birliğinin tarafları arasında bu gereksiz işlemin kaldırılmasını teminen, Köprü Mevzuatı ile taraflardan birisi tarafından hariçte işlenmek üzere üçüncü ülkelere gönderilmiş malların, işlendikten sonra doğrudan diğer tarafa ithalini mümkün kılan bir sistem oluşturulması öngörülmüş olup, bu sisteme "üçgen trafik" adı verilmiştir.



Menşe kümülasyonu nedir? Bu konu Türkiye açısından ne önem taşımaktadır?


.Menşe kurallarının kümülasyonu, ülkelerin aralarında uyguladıkları tercihli ticaret rejimlerinin bir uzantısını teşkil etmektedir. Normalde, tercihli ticaret ilişkisi içersindeki iki ülke arasında ticarete konu olan bir ürünün tercihli rejimden yararlanabilmesi için, ihracatçı ülke menşeini taşıması gerekmektedir. Örneğin, bir ürünün Türkiye ile EFTA ülkeleri arasındaki Serbest Ticaret Anlaşması çerçevesinde tercihli bir rejimle Türkiye'den EFTA'ya ihraç edilebilmesi için Türk menşeli olması koşulu aranmaktadır. Bunun sağlanabilmesi için, eğer sözkonusu ürünün bünyesinde yabancı girdi kullanılmış ise, Türkiye'de bu girdilerin Türk menşeini kazanmalarını sağlayacak derecede kapsamlı bir işlemden geçmeleri gerekmektedir.

Diğer taraftan, benzeri tavizler içeren tercihli anlaşmalar birden fazla ülke ile imzalanabilmektedir. Bu durumda, örneğin doğrudan ihracatta aynı tavizden yararlanma hakkına sahip olan ülkeler, birbirleri menşeli ürünleri satarken tavizden yararlanamamaktadırlar. Bu hususa bir çözüm olarak, AB, Merkezi ve Doğu Avrupa Ülkeleri ile imzaladığı Avrupa Anlaşmalarına, "menşe kümülasyonu" hükmünü koymuştur. Bu hüküm çerçevesinde, bahse konu ülkelerin üçüncü ülke menşeli girdilerin işlenmesi sırasındaki katkıları, menşe kuralları çerçevesinde ihtiyaç duyulan toplam yerli katkı payında birbirlerine eklenebilmektedir (kümüle edilebilmektedir).

Türkiye'nin, Gümrük Birliği'nin tamamlanması kapsamındaki yükümlülüklerinden biri, AB'nin üçüncü ülkelerle imzalamış bulunduğu tercihli ticaret anlaşmalarını üstlenmektir. Türkiye'nin bu ülkelerle imzalayacağı anlaşmalarda Topluluğunkine benzer biçimde menşe kurallarının kümülasyonuna ilişkin hükümlerin yer alması, ayrıca, Türkiye ile Topluluk arasındaki ticari ilişkiler açısından da konuya açıklık getiren bir düzenlemenin yapılması; aralarında menşe kurallarının kümülasyonu bulunan ve bulunmayan ülkelerin ticareti esnasında Gümrük Birliği'nin işlemesi nedeniyle ortaya çıkabilecek trafik sapmalarının önlenebilmesi açısından büyük önem taşımaktadır. 



Menşe kuralları nedir ?


.GATT üyesi ülkeler, birbirlerine karşılıklı olarak tavizli vergiler uygulamaktadırlar. Ancak, bu tavizli vergilerin uygulanması, ihracatçı ülkenin menşeini taşıyan ürünler bakımından sözkonusu olmaktadır. Başka bir ifade ile, ithal edilmiş ürünlerin herhangi bir işlem görmeksizin karşı tarafa ihracı GATT kuralları çerçevesinde teşvik edilen bir unsur değildir. Bu noktadan hareketle, ithal edilmiş bir ürünün ne ölçüde işlenmesi halinde menşe kazanacağı konusunda kuralların belirlenmesi gerekmiştir. GATT kuralları çerçevesinde, ithal edilmiş bir malın menşe değiştirebilmesi için, malın işlenmesinden sonra gümrük tarifesinin (4'lü Armonize Sistem tanımlamasının) değişmesi, belirli bir oranda katma değer artışı sağlanmış olması veya önemli ölçüde işlem görmesi gibi hususlar düzenlenmiştir.

Yukarıdaki genel kuralın dışında, ikili tercihli ticaret anlaşmaları ve serbest ticaret bölgesi anlaşmaları çerçevesinde veya tek taraflı (örn.GSP) olarak verilen tavizlerin uygulanması daha sıkı menşe kurallarına bağlanabilmektedir. Bu bağlamda, yüksek katma değer katkısı veya önemli ölçüde değişime uğramış olmak kaydı gibi hususlar daha sıkı kurallara bağlanmıştır. Yukarıdaki hususların hepsi AB menşe kurallarında yer almakta olup, AB'nin tercihli rejimlerinin üstlenilmesi paralelinde Türkiye'nin üçüncü ülkelere vereceği tavizler de aynı kurallara tabi olacaktır. 



A.TR, EUR.1 ve Tek İdari Belge'ni kullanım alanları nelerdir ?


.Türkiye ile AB arasındaki ticarette, malların karşılıklı olarak tanınan tavizlerden yararlanmaları ATR.1 ve ATR.3 Dolaşım Belgelerinin düzenlenmesine bağlıdır.

Gümrük Birliği ile birlikte, Topluluk gümrük bölgesi ile Türk gümrük bölgesi arasında bir irtibat kuracak olan köprü mevzuat çerçevesinde, bu belgeler ATR Belgesi adı altında kullanılmaya devam edecektir.

EUR.1 Belgesi, serbest ticaret anlaşmaları kapsamında taraf ülkeler menşeli ürünlerin tavizlerden yararlanmaları sağlayan bir belge olup, halihazırda yalnızca Türkiye'nin EFTA ülkeleri ile akdettiği Serbest Ticaret Anlaşması çerçevesinde kullanılmaktadır. Ayrıca, Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu (AKÇT) ürünlerinde, Türkiye ile Topluluk arasında parafe edilen Serbest Ticaret Anlaşması kapsamı ürünlerin ticaretinde de EUR.1 belgesi düzenlenecektir. Benzer şekilde, Türkiye, Topluluğun üçüncü ülkelerle yaptığı tercihli anlaşmaları üstlendikçe, akdettiği serbest ticaret anlaşmaları kapsamında bu belge tanzim edilecektir.

Tek İdari Belge, Topluluğun ticari işlemlerinde kullandığı, AB ile yaptıkları Tek İdari Belge Konvansiyonu ile EFTA ülkelerinin de kullanmaya başladığı, ülkemizde kullanılan Gümrük Giriş-Çıkış Beyannamelerinin ve Serbest İhracat Beyannamelerinin fonksiyonunu üstlenmiş bir belgedir.

Türkiye, Gümrük Birliği kapsamında ve ticari formalitelerin azaltılmasına bağlı olarak, 29 Aralık 1995 tarih ve 22508 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve 1615 sayılı Gümrük Kanunu'nun uygulanmasına dair Yönetmelikte bazı değişiklik ve ilaveler yapan Yönetmelikle, kullanılagelen Gümrük Giriş ve Çıkış Beyannamelerini kaldırarak, "Gümrük Beyannamesi" adı altında Tek İdari Belgenin kullanımına başlamıştır.

Diğer taraftan, 6 Ocak 1996 tarih ve 22515 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İhracat Rejimi çerçevesinde, İhracat Beyannamesi kaldırılarak, ihracat işlemlerinde, "Gümrük Beyannamesi üzerinde İhracatçı Birliklerinin onayının aranması" uygulamasına geçilmiştir. Aynı Resmi Gazete'de yayımlanan 96/1 sayılı Tebliğle, İhracatçı Belgesi uygulamasına da son verilmiştir.

Paralel şekilde, gerek Gümrük Birliği gerek Dünya Ticaret Örgütü Anlaşmasından kaynaklanan yükümlülüklerimiz kapsamında, 31 Aralık 1995 tarih ve 22510 mükerrer sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İthalat Rejimi ile, İthalatçı Belgesi ve İthal Müsaadesi kaldırılmıştır. 



"Köprü Mevzuat" nedir? Türkiye açısından ne önem taşımaktadır?


.Türkiye ile AB arasında oluşturulan Gümrük Birliği'nin uygulama esaslarını belirleyen 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı'nın ilgili maddeleri, Türkiye'nin Gümrük Birliği'nin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren AB'nin gümrük işlemleriyle ilgili ana mevzuatını benimsemesini öngörmektedir. Ancak, bu mevzuat esas olarak üçüncü ülkelere karşı uygulanmak üzere adapte edilmiştir. Oysa, AB ile Türkiye arasında ticarette kuralları düzenleyecek ayrı bir düzenlemeye ihtiyaç duyulmaktadır.

Bu çerçevede, Topluluk ile Türkiye arasında uygulanacak hükümleri belirleyecek bir "Köprü Mevzuat"ın üzerinde çalışmalar tamamlanmak üzeredir. Burada "Köprü" nitelemesi, sözkonusu mevzuatın, tarafların birbirinden bağımsız (fakat birbiriyle uyumlu) gümrük mevzuatını bağlantılı hale getirmeyi amaçlamasından kaynaklanmaktadır. Metinde, Ortak Gümrük Tarifesi ve tercihli ticaret politikaları, taraflar arasındaki ticarette uygulanacak gümrük hükümleri, ürünlerin serbest dolaşıma girmesi alanında idari işbirliği, gümrük belgelerinin verilmesi için basitleştirilmiş işlemler ve bu belgelere ilişkin diğer hükümler, yolcu beraberinde getirilen maddeler ile postayla gönderilen mallar, üçüncü ülkelerle ticarette uygulanacak gümrük hükümleri, hariçte işleme rejimi ve iade edilen mallara ilişkin maddeler yer almaktadır. 



"Köprü Mevzuat" nedir? Türkiye açısından ne önem taşımaktadır?


.Türkiye ile AB arasında oluşturulan Gümrük Birliği'nin uygulama esaslarını belirleyen 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı'nın ilgili maddeleri, Türkiye'nin Gümrük Birliği'nin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren AB'nin gümrük işlemleriyle ilgili ana mevzuatını benimsemesini öngörmektedir. Ancak, bu mevzuat esas olarak üçüncü ülkelere karşı uygulanmak üzere adapte edilmiştir. Oysa, AB ile Türkiye arasında ticarette kuralları düzenleyecek ayrı bir düzenlemeye ihtiyaç duyulmaktadır.

Bu çerçevede, Topluluk ile Türkiye arasında uygulanacak hükümleri belirleyecek bir "Köprü Mevzuat"ın üzerinde çalışmalar tamamlanmak üzeredir. Burada "Köprü" nitelemesi, sözkonusu mevzuatın, tarafların birbirinden bağımsız (fakat birbiriyle uyumlu) gümrük mevzuatını bağlantılı hale getirmeyi amaçlamasından kaynaklanmaktadır. Metinde, Ortak Gümrük Tarifesi ve tercihli ticaret politikaları, taraflar arasındaki ticarette uygulanacak gümrük hükümleri, ürünlerin serbest dolaşıma girmesi alanında idari işbirliği, gümrük belgelerinin verilmesi için basitleştirilmiş işlemler ve bu belgelere ilişkin diğer hükümler, yolcu beraberinde getirilen maddeler ile postayla gönderilen mallar, üçüncü ülkelerle ticarette uygulanacak gümrük hükümleri, hariçte işleme rejimi ve iade edilen mallara ilişkin maddeler yer almaktadır. 



Hassas ürünlerin tespitinde hangi kriterler dikkate alınmıştır?


.Hassas ürünlerin tespitinde,

  • Sözkonusu sektördeki tevsi, modernizasyon ve teknoloji yenileme yatırımlarının durumu,
  • Koruma oranlarındaki hızlı bir düşüşün ilgili sektördeki yerli üreticilerin rekabet gücünü olumsuz etkileme olasılığı,
  • Yurt içi üretimin emek yoğun olması ve ölçek ekonomilerine ulaşılamamış olması,
  • İthalatın özellikle üçüncü ülkeler kaynaklı olması ve ithalat artışının rekabet edebilirliğini olumsuz yönde etkilemesi,
  • Ek bir koruma ile potansiyel rekabet gücüne kavuşacak sektörler,

dikkate alınmıştır. 



Hassas ürünlerde Türkiye'nin OGT hadlerinin üzerinde vergi uygulayabilmesinin dayanağı nedir?


. Gümrük Birliğinden sonra Türkiye'nin, Topluluğun OGT hadleri üzerinde vergi uygulayabilme yetkisi, Katma Protokolün 19/2 maddesinden kaynaklanmaktadır. Bu madde hükmü çerçevesinde Türkiye, 1967 yılı toplam ithalatının değer olarak % 5'ini aşmayan bir kısım maddeler için, Türkiye-AB Ortaklık Konseyinde danışmalarda bulunduktan sonra, Gümrük Birliği ertesinde de üçüncü ülkeler menşeli maddelerin ithalatında OGT hadleri üstünde vergi uygulayabilecektir.

Ayrıca, bu durum 6 Mart 1995 tarih ve 1/95 sayılı Türkiye-AB Ortaklık Konseyi Kararı'nın 15'nci maddesi ile teyid edilerek, Türkiye'nin üçüncü ülkelere uyguladığı ve OGT hadlerinden daha yüksek olan gümrük tarifelerini 1 Ocak 2001 tarihine kadar muhafaza edebileceği kararlaştırılmıştır. 



Hassas ürünlerde uygulanacak olan OGT'ye uyum takvimi nedir?


. Sözkonusu takvim, Türkiye'nin 1.1.1996 tarihi itibariyle uygulayacağı "Başlangıç Vergileri"nden, 5 yıl süreyle belli oranlarda indirim yaparak OGT hadlerine uyumunu düzenlemektedir. Bu takvime göre, hassas ürünün,

  • Başlangıç Vergisi (BAV) ile Topluluğun OGT haddi arasındaki farkın % 10'unun Başlangıç Vergisinden düşülmesi suretiyle elde edilecek vergi oranı, 1.1.1997 tarihi itibariyle (Matematiksel ifadesi ile: Uygulanacak Oran (UYO)=BAV-0.10*(BAV-OGT));
  • BAV ile OGT haddi arasındaki farkın % 20'sinin BAV'dan düşülmesi suretiyle elde edilecek vergi oranı, 1.1.1998 tarihi itibariyle (UYO=BAV-0.20*(BAV-OGT));
  • BAV ile OGT haddi arasındaki farkın % 35'inin BAV'dan düşülmesi suretiyle elde edilecek vergi oranı, 1.1.1999 tarihi itibariyle (UYO=BAV-0.35 * (BAV-OGT));
  • BAV ile OGT haddi arasındaki farkın % 50'sinin BAV'dan düşülmesi suretiyle elde edilecek vergi oranı, 1.1.2000 tarihi itibariyle (UYO=BAV-0.50* (BAV-OGT));
  • Topluluk OGT haddi, 1.1.2001 tarihi itibariyle,

uygulanacaktır. 



Hassas Ürün nedir?


.Türkiye-AB Gümrük Birliği'nden sonra Türkiye'nin üçüncü ülkeler kaynaklı ithalatında, Topluluğun Ortak Gümrük Tarifesi (OGT) hadleri üzerinde gümrük vergisi uyguladığı sanayi ürünleri, hassas ürünler olarak nitelendirilmektedir.

Gümrük Birliğinin temel şartlarından biri olan, Birliği oluşturan tarafların diğer (üçüncü) ülkelerden ithalatlarında ortak bir gümrük tarifesi uygulamaları hususu, Türkiye-AB Gümrük Birliğinde, bazı istisnai sanayi malları itibariyle, 5 yıl süreyle ertelenmiş bulunmaktadır. Bu süre içerisinde Türkiye, Gümrük Birliğinin fiilen yürürlüğe girdiği 1.1.1996 tarihi itibariyle Topluluğun OGT hadleri üzerinde vergi uygulayabilecektir. Sözkonusu uygulama bir takvim çerçevesinde gerçekleştirilecek olup, 1.1.2001 tarihinde OGT oranlarına tam uyum sağlanmış olacaktır. Listesi ekli hassas ürünlerin AB'den ithalatında menşe kriteri aranacaktır. 



Trafik Sapması nedir?


.Ticaretin normal seyrinin, ülkelerin farklı tarife ya da tarife dışı önlemler uygulaması sebebiyle yön değiştirmesidir.

Gümrük Birliklerinde, üyeler arası ticareti engelleyen ya da kısıtlayan gümrük vergileri ve tarife dışı engeller (kota, tarife kontenjanı vb.) kaldırılmaktadır. Ayrıca, üyelerin, Gümrük Birliği dışındaki ülkelere karşı ortak bir dış tarife uygulama yükümlülüğü bulunmaktadır. Böylelikle, üçüncü ülkelere karşı farklı tarife uygulaması nedeniyle, malların yön değiştirmesi önlenmektedir.

Örneğin, A ve B'nin bir serbest ticaret bölgesinin üyeleri olduklarını varsayalım. A ülkesi aynı mal için "0" vergi uygularken, B ülkesi % 20'lik bir vergi tahsil etmektedir. Bu varsayımlar altında, üye olmayan bir ülkenin ihracatçısı, B ülkesine yönelik ihracatını, malı için gümrük ödemeyeceği A ülkesi üzerinden gerçekleştirmeyi kazançlı bulabilir. Ancak, bunun ön koşulu, A ile B ülkesi arasındaki sigorta ve taşıma masraflarının, ticaretin normal seyrinde, B ülkesinde tahsil edilmekte olan gümrük vergilerinin üzerinde bulunmamasıdır.

Yukarıda örneklenen ticaret sapmasının diğer sonuçları şöyle özetlenebilir:

- Üye olmayan ülkelerin malları, A ülkesine olduğu gibi B ülkesine de gümrükten muaf olarak girdiğinden, B ülkesi, ilgili üçüncü ülkeye karşılıksız bir ödün vermiş sayılmaktadır.

- A ülkesinin B ülkesi mallarına göre daha düşük vergi uyguladığı mallarda bir ticaret sapması sözkonusu olduğunda, A ülkesi B'nin zararına bir gümrük vergisi geliri elde edecektir.

- A ülkesi, ticaret sapmasından kaynaklanan ekstra sigorta ve yükleme geliri de elde edebilir. Ayrıca, ithal girdileri işleyerek B ülkesine ihraç eden A ülkesi üreticileri, A ve B ülkeleri arasındaki taşıma giderlerini üstlenmek durumunda bulunmadıklarından, bir maliyet avantajı da kazanacaktır.

Gümrük Birliklerinde Ortak Gümrük Tarifesi aracılığıyla çözümlenen bu sorun, Serbest Ticaret Bölgelerinde; bir ülkeden diğerine giden malların menşeinin araştırılması ve menşe şahadetnamesi istenmesi yoluyla önlenmektedir.

Ortak Gümrük Tarifesi uygulaması, Gümrük Birliklerinin Serbest Ticaret Bölgelerinden farklı olarak menşe ilkesi yerine serbest dolaşım ilkesine dayanması ile ilgilidir.

Bir diğer ifadeyle, birlik içinde üretilen malların yanısıra, üçüncü ülkelerde üretilerek birliğe ithal edilen, gümrük vergisi ve eş etkili vergi veya resimleri ödenmiş ve bu vergi veya resimleri tam veya kısmi bir iadeden yararlanmamış ve ithal formaliteleri tamamlanmış mallar da serbest dolaşımda sayılır.

Bu sebeple birliğin taraflarından birinin, herhangi bir ürün için OGT seviyesinden farklı bir vergi tahsil etmesi durumunda, örneğin teşvik rejimi altında muaf girdi ithal edilmesi gibi, bu ürünün birliğin diğer üyelerine gönderilmesi sırasında, OGT ile bahsekonu vergi arasındaki farkın "fark giderici vergi" adı altında tahsil edilmesi gerekecektir. 



OGT uyumu nedir?


. OGT uyumu, Katma Protokol'ün imzalandığı tarihte ( 23 Kasım 1970) yürürlükte olan (fiilen uygulanmakta olan) Türk Gümrük Vergileri (TGV) ile uyumun yapıldığı tarihteki OGT hadleri arasındaki farkın Katma Protokol takvimi çerçevesinde yüzdesel olarak azaltılması anlamına gelmektedir.

Başka bir deyişle:

OGT uyumu sonucunda ulaşılan oran = TGV - ((TGV - OGT ) x uyum yüzdesi)

şeklinde formüle edilebilmektedir. Bu formülün uygulandığı süreç sonunda, Türk Gümrük Tarifesi AB'nin OGT'sine tam olarak eşitlenmiştir.



Ortak Gümrük Tarifesi (OGT) nedir?


. OGT, AB'nin üçüncü ülkelere uyguladığı gümrük tarifesidir.

Topluluğu kuran Almanya, Fransa, İtalya, Belçika, Hollanda ve Lüksemburg; uygulamakta oldukları gümrük vergilerinin aritmetik ortalaması üzerinden 1 Temmuz 1968 tarihinde Ortak Gümrük Tarifesi'ni oluşturmuşlardır.

OGT, her yıl, Armonize Sistem Nomenklatürüne dayanan Kombine Nomenklatür bazında, bir Konsey Yönetmeliği ekinde yayınlanmakta ve AB üyesi ülkelerin, tarifeleri tek başına değiştirmesine imkan bulunmamaktadır.

Gümrük vergisi oranları Otonom ve Konvansiyonel olmak üzere iki sütuna bölünmüştür. Otonom gümrük vergileri, kanuni vergileri göstermektedir. Konvansiyonel gümrük vergileri ise, GATT'a konsolide edilmiş olan tavizli vergiler olup, "en ayrıcalıklı ülke" statüsünü haiz ülkelerden yapılan ithalata uygulanır. Genel olarak konvansiyonel vergiler, otonom vergilerden daha düşüktür. Ancak, vergilerin kısmen veya tamamen askıya alınması gerektiğinde, bu işlem otonom vergiler üzerinden yapılmaktadır. Zira, konvansiyonel vergiler değiştirilebilir vergiler değildir.

OGT, GATT Çok Taraflı Ticaret Müzakereleri çerçevesinde indirilmekte olup, son olarak Uruguay Round müzakerelerinde AB taahhütlerine bağlı olarak ortalama % 3.5 seviyesine düşürülmesi kararlaştırılmıştır. 



Türkiye-AB Gümrük Birliğini düzenleyen 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı'nın içeriği nedir?


. 6 Mart 1995 tarih ve 1/95 sayılı Türkiye-AB Ortaklık Konseyi Kararı (Gümrük Birliği Kararı), koşulları Katma Protokol'le belirlenmiş bulunan Geçiş Dönemi'ni sona erdirmekte, Gümrük Birliğinin henüz tamamlanmamış unsurları ile bu birliğin tamamlanmasından sonra işlerliğini sağlamaya yönelik tedbirleri ve takvimi içermektedir. Sözkonusu metin,

  • Malların serbest dolaşımı ve ticaret politikası,
    • Gümrük vergilerinin, miktar kısıtlamalarının ve eş etkili vergi ve tedbirlerin kaldırılması,
    • OGT ve tercihli tarife politikası,
    • İşlenmiş tarım ürünleri,
  • Tarımsal ürünler ,
  • Gümrüklere ilişkin hükümler,
  • Mevzuatın yakınlaştırılması (fikri, sınai ve ticari mülkiyetin korunması, rekabet, devlet yardımları, kamu ihaleleri, vergilendirme),
  • Yerleşme hakkı ve hizmetler,
  • Kurumsal hükümler,
    • Türkiye-AB Gümrük Birliği Komitesi,
    • Danışma ve karar prosedürleri,
    • Uyuşmazlıkların çözümü,
  • Korunma tedbirleri,
  • Genel ve son hükümler ile eklerden,

oluşmaktadır.

Ortaklık Konseyi'nin 6 Mart 1995 tarihli toplantısında 1/95 sayılı Gümrük Birliği Kararının yanısıra,

  • Taraflar arasındaki ilişkilerin Ortaklık Anlaşmasının öngörmediği alanlarda da güçlendirilmesini amaçlayan bir Tavsiye Kararı,
  • Türkiye'nin üçüncü ülkelere karşı 1 Ocak 2001 tarihine kadar Ortak Gümrük Tarifesinin üzerinde vergi uygulayacağı hassas ürünleri içeren 2/95 sayılı Karar,
  • Türk ekonomisinin Gümrük Birliğine bağlı olarak geçireceği değişiklikler esnasında ihtiyaç duyacağı mali yardım ve işbirliğinin çerçevesini belirleyen Topluluk Deklarasyonu,

kabul edilmiştir. 



Türkiye-AB Gümrük Birliği hangi ürünleri kapsamaktadır?


. Gümrük Birliği, esas itibariyle sanayi ürünlerini kapsamaktadır. Ancak, hassas maddeler olarak nitelendirilen bazı sanayi ürünlerinin üçüncü ülkelerden ithalatında Topluluk tarafından uygulanan OGT hadlerine uyum, kademeli olarak 1.1.2001 tarihi itibariyle gerçekleştirilecektir.

Diğer taraftan, Topluluğun 3448/93 sayılı Konsey Yönetmeliği ekinde listelenen İşlenmiş Tarım Ürünleri de Gümrük Birliği kapsamında yer almaktadır. Sözkonusu ürünlerin ithalatında, Topluluk sistemi ile uyumlu olarak oluşturulan yeni mevzuat çerçevesinde, Toplu Konut Fonu (diğer bir ifadeyle tarım payı) bütün ülkeler kaynaklı ürünler için uygulanırken, Gümrük Vergisi Oranı (diğer bir ifadeyle sanayi payı) sadece üçüncü ülkeler menşeli ürünlerde uygulanmaktadır.

Tarım ürünlerinin serbest dolaşımının sağlanması ancak, Türkiye'nin, Topluluğun Ortak Tarım politikasına uyumu ertesinde mümkün olabilecektir.

Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu Anlaşmasına dahil ürünlerde ise, AB ile Türkiye arasında bir Serbest Ticaret Alanı oluşturulmasını öngören Anlaşma 21 Aralık 1995 tarihinde parafe edilmiştir. 



Topluluğun Ortak Ticaret ve Ortak Rekabet Politikalarının esasları nelerdir?


. Topluluğun Ortak Ticaret Politikası'nın araçları,

  • Ortak Gümrük Tarifesi,
  • İthalatta Ortak Kurallar,
  • Dampingli İthalata Karşı Korunma,
  • Sübvansiyonlu İthalata Karşı Korunma,
  • Miktar Kısıtlamalarının (Kotaların) İdaresi,
  • Haksız Ticari Uygulamalara Karşı Topluluk Haklarının Korunması,
  • İthalatta Uygulanan Diğer Mevzuat
    • Ticari Markaların Korunması ve Taklit Ürünlerin Serbest Dolaşıma Girmesinin Önlenmesi,
    • Çeşitli Standard ve Teknik Şartlara İlişkin Düzenlemeler,
    • Tekstil ve Konfeksiyon Ürünleri İthalatında Özel Düzenlemeler,
  • İhracatta Ortak Kurallar,
  • Resmi Destekli İhracat Kredileri.

olarak özetlenebilir.

Bu çerçevede, Türkiye, Topluluğun yukarıda bahsi geçen mevzuatına uyum sağlarken aynı zamanda, AB'nin üçüncü ülkelere yönelik olarak uyguladığı otonom ve tercihli rejimleri de adapte etmektedir. Bu husus, 6 Mart 1995 tarih ve 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı'nda da öngörülerek, Türkiye'ye, Topluluğun tercihli anlaşamalarını tedricen üstlenmesi konusunda 5 yıllık bir süre tanınmıştır.

Topluluğun Ortak Rekabet Politikası'nın amaçları arasında,

  • Rekabeti önlemeye, sınırlamaya veya bozmaya yönelik işletmelerarası anlaşmaların ve monopollerin oluşumunun ve piyasaya hakimiyetlerinin kötüye kullanılmasının önlenmesi,
  • Devletin sübvansiyon uygulamalarının kısıtlanması veya yasaklanması,

bulunmaktadır.

Bu çerçevede, Türkiye tarafından,

  • Teşebbüsler arasında rekabeti bozucu veya kısıtlayıcı anlaşmaların ve hakim durumun kötüye kullanılmasının önlenmesini sağlayacak mevzuatın geliştirilmesi,
  • Fikri, sınai ve ticari mülkiyetin korunmasına ilişkin yasaların çıkarılması ve bu alanda bazı uluslararası sözleşmelere taraf olunması,
  • Belli kuruluşları ve ürünleri teşvik etmek suretiyle rekabeti bozan veya bozma tehdidi oluşturan her türlü devlet yardımının kaldırılması,

gerekmektedir. Türkiye, yukarıda özetlenen mevzuatların ilk ikisini tamamen, üçüncüsünün de önemli bir bölümünü hayata geçirerek, Gümrük Birliğine girmiş bulunmaktadır. 



Türkiye-AB Gümrük Birliğinin çerçevesi nedir?


. Türkiye-AB Gümrük Birliği, genel gümrük birliği tanımını aşarak, tarafların birbirlerine uyguladıkları gümrük vergileri ile eş etkili vergilerle, ikili ticaretin önündeki her türlü engeli kaldırmaları ve üçüncü ülkeler kaynaklı ürünlerde ortak bir gümrük vergisi tahsil etmeleri hususlarını içermekle kalmayıp, dünya ticaretinde GATT kuralları bazında gelişen yeni koşullar ve AB'nin 1992 yılında hayata geçirdiği Tek Pazar uygulamaları çerçevesinde, Topluluğun Ortak Ticaret ve Ortak Rekabet Politikalarının temel unsurlarına uyumu da kapsamaktadır. 



Türkiye-AB arasındaki Gümrük Birliği nedir ?


.Türkiye-AB Gümrük Birliği'nin temeli, Roma Antlaşmasının yürürlüğe girmesinden bir yıl sonra 1959 yılında Türkiye'nin AB'ye katılmak üzere müracaatı ile resmen atılmıştır. Ankara Anlaşması Türkiye'nin AB'ne katılımını üç aşamada öngörmektedir. Bunlardan ilki olan "Hazırlık Dönemi"nin ertesinde, Katma Protokol'ün 1 Ocak 1973 tarihinde yürürlüğe girmesiyle, toplam 22 yıl sürecek olan "Geçiş Dönemi", diğer bir ifadeyle Gümrük Birliği süreci, hukuken başlamıştır. AB Geçiş Döneminin hemen başında, 1971 yılı itibariyle, Türkiye menşeli sanayi ürünlerinin gümrük vergilerini sıfırlarken, Türkiye'nin AB kaynaklı sanayi ürünlerinde gümrük vergilerini tedricen sıfırlaması öngörülmüş ve böylece Gümrük Birliği'nin fiilen yürürlüğe girmesi için 22 yıllık bir süre tanınmıştır.

Türkiye'nin 14 Nisan 1987 tarihinde yaptığı tam üyelik başvurusu ertesinde taraflar arasında teknik ve siyasi platformda yürütülen görüşmelerin sonuçları, Gümrük Birliği'nin tamamlanması ve sürdürülmesi için gerekli koşulları belirleyen bir"Gümrük Birliği Kararı" altında toplanarak, Türkiye-AET Ortaklık Konseyi'nin 6 Mart 1995 tarihli toplantısında kabul edilmiştir. Böylece, 22 yıllık Geçiş Dönemi, 1.1.1996 tarihi itibariyle son bulmuş ve Türkiye'nin AB'ye katılımı yolunda "Son Dönem"e girilmiştir.

Türkiye-AB Gümrük Birliğinde de sanayi ürünlerinin kaynak kuralları olmaksızın, serbest dolaşımı; eşit koşullarda ticaret yapılabilmesi ve serbest rekabet ortamının sağlanması ile mümkün olacaktır.



Gümrük Birliği nedir ?


.Gümrük Birliği, en genel ifadeyle, taraflar arasındaki ticarette mevcut gümrük vergileri, eş etkili vergiler ve miktar kısıtlamalarıyla, her türlü eş etkili tedbirin kaldırıldığı ve ayrıca, birlik dışında kalan üçüncü ülkelere yönelik olarak da, ortak gümrük tarifesinin uygulandığı bir ekonomik entegrasyon çeşidi olarak tanımlanmaktadır.

Başlıca Ekonomik Entegrasyon Çeşitleri

 
  Serbest Ticaret Bölgesi Gümrük Birliği Ortak Pazar Ekonomik Birlik
Üye Ülkeler Arasında Gümrük Vergisi, Eş Etkili Vergiler ve Miktar Kısıtlamalarının Kaldırılması X X X X
Üçüncü Ülkelere Yönelik Olarak Ortak Gümrük Tarifesi Uygulanması   X X X
Üye Ülkeler Arasında Üretim Faktörlerinin Serbest Dolaşımı     X X
Üye Ülkeler Arasında Ortak Ticaret, Ekonomi, Para vb. Politikaların Uygulanması       X

 

 

Gümrük Birliğinin sınırları içinde malların hiç bir engellemeyle karşılaşmadan serbest dolaşımı esastır. Bu nedenle, gümrük birliği tarafları arasında herhangi bir ayırımcılığın ortaya çıkmamasını teminen, ortak rekabet kuralları ile ortak ticaret politikalarının geliştirilmesi de gerekmektedir. Ancak bu çerçevede birlik üyeleri, serbest rekabet ortamında, eşit koşullarda üretim ve ticaret yapabileceklerdir. Bu nedenle, günümüzde gümrük birlikleri, dünya ekonomik ortamındaki gelişmelere paralel olarak, klasik tanımını aşarak daha geniş bir anlamda ele alınmaktadır.



İthalatçı ve İhracatçı Belgesi almış olan firma ve kuruluşlara getirilen her hangi bir mükellefiyet var mıdır ?


.31.12.1995 gün ve 22510 sayılı Mükerrer Resmi Gazete'de yayımlanan İthalat (96/2) sayılı Tebliğ ve 6.1.1996 gün ve 22515 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İhracatçı Belgesine İlişkin (96/1) sayılı Tebliğ uyarınca, İthalatçı ve/veya İhracatçı Belgesi almış olan tüm firma ve kuruluşların "Tek Vergi Numaraları" ile İthalatçı ve/veya İhracatçı Belge Numaralarını 30.6.1996 tarihine kadar Dış Ticaret Müsteşarlığına (Ekonomik Araştırmalar ve Değerlendirme Genel Müdürlüğü) bildirmeleri gerekmektedir.



Dış ticaretimize ait firma bazındaki ayrıntılı bilgiler nereden elde edilmektedir ?


.Dış ticaretimize ait firma bazındaki ayrıntılı bilgiler, Dış Ticaret Müsteşarlığında bulunmakta ve ülkemiz dış ticaret politikalarının oluşturulmasında önemli bir kaynak teşkil etmektedir. Ayrıca bu tür bilgilere ihtiyacı olan diğer kamu kurum ve kuruluşlarının talepleri de yine bu kaynaktan karşılanmaktadır.



Vergi numarası olmayan kamu kuruluşları ithalat ve ihracat faaliyetinde bulunabilmek için nasıl bir yol izleyeceklerdir ?


.Genel ve Katma Bütçeye dahil olan ve vergi mükellefiyeti olmadığı için vergi numarasına sahip olmayan kamu kuruluşlarının ithalat ya da ihracat faaliyetlerinde bulunmak istemeleri halinde; öncelikle vergi numarası almak için yetkililerinin imzalarını taşıyan bir yazı ile merkezlerinin bulunduğu yerdeki vergi dairesine başvurmaları gerekmektedir. Maliye Bakanlığınca 10.1.1996 tarih ve 22519 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 247 sıra nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğine göre; Kurumlar Vergisi mevzuuna girmeyen tüzel kişiler de bu şekilde işlem yapacaklardır.



Yeni uygulamada, esnaf ve sanatkarlar ile yatırımları teşvik tedbirlerinden istifade etmeyen iş ortaklıkları da ithalat ve ihracat yapabilecek midir ?


. Önceki uygulamada, tacir olmadıkları için ithalat ve ihracat yapamayan esnaf ve sanatkarlar ile, yatırımları teşvik tedbirlerinden istifade etmeyen iş ortaklıkları da bu uygulama ile ithalat ve ihracat faaliyetinde bulunabileceklerdir.



Kimler ihracatçıdır ?


.15.1.1996 tarihinden itibaren yürürlüğe giren İhracat Yönetmeliğinin 4'ncü maddesinin (d) fıkrasında ihracatçı; "ihraç edeceği mala göre ilgili ihracatçı birliğine üye olan, gerçek usulde vergiye tabi (tek vergi numarası sahibi) gerçek ve tüzel kişi tacirler, Esnaf ve Sanatkarlar Odalarına kayıtlı olup üretim faaliyetiyle iştigal eden esnaf ve sanatkarlar ile joint-venture ve konsorsiyumları ifade eder " şeklinde tanımlanmıştır.



İthalatçı ve İhracatçı Belgesinin kaldırılması ve yeni duruma ilişkin düzenlemeler hangi Resmi Gazetelerde yayımlanmıştır ?


. İthalatçı ve İhracatçı Belgesi uygulamasının yürürlükten kaldırılmasına ve yeni duruma ilişkin düzenlemeler; 31.12.1995 tarihli ve 22510 sayılı Mükerrer Resmi Gazete'de yayımlanan İthalat Rejimi Kararı, Yönetmeliği ve Tebliğlerde ve 6.1.1996 tarih ve 22515 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İhracat Rejimi Kararı, Yönetmeliği ve Tebliğlerde belirtilmiştir.



İthalatçı ve İhracatçı Belgesi uygulaması ne zaman yürürlükten kaldırılmıştır ? Yeni uygulamada dış ticaret işlemleri nasıl yürütülecektir ?


. İthalat ve İhracat yapmak isteyen gerçek veya tüzel kişi tacirlerin Dış Ticaret Müsteşarlığından almak zorunda olduğu İthalatçı Belgesi 1.1.1996, İhracatçı Belgesi uygulaması ise 15.1.1996 tarihi itibariyle yürürlükten kaldırılmıştır.



AKÇT ürünlerinde AB ile imzalanacak olan Serbest Ticaret Anlaşması kapsamında gümrük vergileri tedrici olarak 3 yıl içinde sıfırlanacak olan AKÇT ürünleri hangileridir?


. Gümrük vergileri 3 yıl içinde tedricen sıfırlanacak AKÇT ürünleri listesi Ek'de yer almaktadır.



Türkiye, AKÇT Anlaşması ile ne gibi makro çıkarlar sağlayabilecektir?


.Türk demir-çelik sektörü, Avrupa Birliği gibi büyük bir pazara ürünlerini gümrüksüz ihraç etme imkanına sahip olmaktadır. Son yıllarda büyük aşamalar kaydeden ve en son teknolojiye sahip bulunan bu sektörde, kalite ve maliyet avantajlarından yararlanarak bu pazarda kendine önemli bir yer edinebilecektir. Özellikle uzun mamullerde kapasite fazlası bulunan sanayiimiz, bu atıl kapasiteyi değerlendirme imkanı elde edecektir. 



AKÇT Anlaşması gereğince, hangi Türk menşeli demir-çelik ürünleri, AB menşeli ürünlere karşı 3 yıllık tedricî gümrük vergisi indirimi ile geçici koruma altına alınmaktadır?


.AKÇT Anlaşması gereğince, hangi Türk menşeli demir-çelik ürünleri, AB menşeli ürünlere karşı 3 yıllık tedricî gümrük vergisi indirimi ile geçici koruma altına alınmaktadır?



Bu Anlaşmanın işlerliği ile ilgili uygulama koşulları, taraflar arasında nasıl tesbit edilecektir?


.Anlaşma gereğince bir Ortak Komite tesis edilmektedir. Tarafların temsilcilerinden oluşacak bu Komite, karşılıklı görüş ve bilgi değişiminde bulunacak, tavsiyeler geliştirecek ve Anlaşmanın işlerliğini geliştirici görüşler verecektir. 



Bu Anlaşmanın işlerliği ile ilgili uygulama koşulları, taraflar arasında nasıl tesbit edilecektir?


.Anlaşma gereğince bir Ortak Komite tesis edilmektedir. Tarafların temsilcilerinden oluşacak bu Komite, karşılıklı görüş ve bilgi değişiminde bulunacak, tavsiyeler geliştirecek ve Anlaşmanın işlerliğini geliştirici görüşler verecektir. 



Bu Anlaşma ile, Türkiye'nin AB dışındaki ülkelerle AKÇT ürünleri ticareti etkilenecek midir?


.Hayır. Türkiye, üçüncü ülkelere karşı AB'nin Ortak Gümrük Tarifesi'ni uygulama sorumluluğunda değildir. Bu ülkelere karşı, gümrük vergisi ve eş etkili diğer tedbirleri bağımsız olarak uygulamaya devam edecektir. 



Parafe edilen Anlaşmanın başlıca hükümleri nelerdir?


.1. AKÇT ürünlerinde Türkiye ve AB, birbirlerine uyguladıkları gümrük vergilerini kaldıracaklardır. Anlaşmanın bir Serbest Ticaret Anlaşması olması nedeniyle, Türkiye'nin üçüncü ülkelere karşı Topluluğun Ortak Gümrük Tarifesini uygulama zorunluluğu yoktur.

Avrupa Birliği, Türk menşeli bütün AKÇT ürünleri için gümrük vergilerini hemen kaldıracaktır. Ancak, Türkiye özellikle uzun demir çelik ürünleri ile bazı alaşımlı çelik ürünlerindeki gümrük vergilerini (140 üründe) 3 yıl içerisinde tedricen AB menşeli ürünler için sıfıra çekecektir. Bu suretle Türkiye, bu ürünlerin yerli üreticilerine bir intibak süresi tanımaktadır.

2. Türkiye - AB AKÇT Anlaşması'nın hükümleri sadece Türk ve AB menşeili ürünler için geçerli olacaktır. Bu amaçla, Anlaşma ekine menşe tesbit kurallarının belirlendiği bir Protokol eklenmiştir.

3. Türkiye, AKÇT ürünleri ile ilgili rekabet ve devlet yardımı (teşvik) mevzuatını, AB'ninkine uyduracaktır.

Ancak Türkiye, demir-çelik sektörü içindeki yeniden yapılanmaya ve uzun ürünlerden yassı ürünlere dönüşüme yönelik yatırımlara, istisnai olarak 5 yıl süre ile teşvik verebilecektir.

4. Taraflardan birisi tarafından damping uygulandığının tesbit edilmesi halinde, zarar gören taraf Katma Protokol ve 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı'nda yer alan ilgili hükümlere benzer şekilde önlem alabilecektir. Türkiye ile Topluluk arasında ortaya çıkabilecek damping iddialarının bir erken uyarı sistemi çerçevesinde soruşturma açılmadan sona erdirilmesine imkan tanınmaktadır.

5. Taraflar arasında Anlaşmanın uygulanmasına ilişkin olarak ortaya çıkabilecek uyuşmazlıkların çözümü için, bir "tahkim müessesesi" oluşturulmaktadır. 



Türkiye'nin AKÇT ile ilişkileri ne durumdadır?


. Türkiye ile Avrupa Birliği (eski adıyla Avrupa Ekonomik Topluluğu) arasındaki ortaklık ilişkileri, 1970 yılında imzalanan Katma Protokol ile belirlenmiştir.

Katma Protokol ile eş zamanlı olarak, 1970 yılında "Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu (AKÇT) Yetki Alanına Giren Maddelerle İlgili Çerçeve Anlaşma" imzalanmıştır. Ancak, çerçeve anlaşmanın uygulama usul, süre ve şartlarının daha sonra tesbiti öngörülmüştür.

Anlaşmaya işlerlik kazandırılması amacı ile 1994 yılı başından beri Türkiye ile AB arasında yürütülmekte olan müzakereler 1995 yılı sonunda sonuçlandırılmış ve 21 Aralık 1995 tarihinde, "Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu'nu Kuran Anlaşmanın Yetki Alanına Giren Ürünlerin Ticaretine ilişkin Serbest Ticaret Anlaşması", Brüksel'de parafe edilmiştir. 



Türkiye'nin AKÇT ile ilişkileri ne durumdadır?


. Türkiye ile Avrupa Birliği (eski adıyla Avrupa Ekonomik Topluluğu) arasındaki ortaklık ilişkileri, 1970 yılında imzalanan Katma Protokol ile belirlenmiştir.

Katma Protokol ile eş zamanlı olarak, 1970 yılında "Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu (AKÇT) Yetki Alanına Giren Maddelerle İlgili Çerçeve Anlaşma" imzalanmıştır. Ancak, çerçeve anlaşmanın uygulama usul, süre ve şartlarının daha sonra tesbiti öngörülmüştür.

Anlaşmaya işlerlik kazandırılması amacı ile 1994 yılı başından beri Türkiye ile AB arasında yürütülmekte olan müzakereler 1995 yılı sonunda sonuçlandırılmış ve 21 Aralık 1995 tarihinde, "Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu'nu Kuran Anlaşmanın Yetki Alanına Giren Ürünlerin Ticaretine ilişkin Serbest Ticaret Anlaşması", Brüksel'de parafe edilmiştir. 



Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu'nun geleceği ne olacaktır?


.1951 yılında imzalanıp 1952 yılında yürürlüğe giren AKÇT'yi kuran Paris Anlaşması'nın süresi 2002 yılında dolmaktadır.

AKÇT'nin geleceği ile ilgili olarak Avrupa Birliğinin yaklaşımı, Anlaşmanın öngörülmüş olduğu şekilde 2002 yılında kadar sürmesi, 2002 yılından sonra da AKÇT ürünlerinin diğer sanayi mallarında olduğu gibi Tek Pazar kurallarına tabi olması şeklindedir. Bu durumda, Türkiye ile AB arasındaki Serbest Ticaret Anlaşması da sona erecek ve AKÇT ürünleri Gümrük Birliğine tabi olacaktır. 



"AKÇT" nedir ve hangi ürünleri kapsamaktadır?


.AKÇT (Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu), İkinci Dünya Savaşının bitiminden hemen sonra, öncelikle savaş sanayiinin başlıca girdilerinden olan ve özellikle Avrupa'da pek çok kez sürtüşme ve savaşlara yol açan kömür ve demirin üretim ve kullanımlarının denetim altına alınması düşüncesinden hareketle 1951 Paris Anlaşması ile Fransa, Almanya, İtalya, Belçika, Hollanda ve Lüksemburg'un katılımıyla kurulmuştur.

AKÇT Anlaşması uyarınca, kömür de dahil olmak üzere, sadece tek aşamalı üretim işleminden geçen belirli demir-çelik hammadde veya ara ürünleri (demir çelik çubuklar, filmaşin, kütük, slab, saclar v.s. gibi) AKÇT mal listesi kapsamında yer almaktadır. İleri bir işlemeye tabi ürünler ise (galvanizli dikişli ve kaynaklı tüp, borular, somun, civata v.b.) AKÇT kapsamı dışındadır. 



E Onayı nedir?


.20 Mart 1958 tarihli Motorlu Kara Taşıt Araçları Malzeme ve Aksamının Onayı ve Bu Onayın Karşılıklı Tanınması İçin Müşterek Koşulların Kabulüne Dair Cenevre Anlaşması kapsamında verilen Tip Onayını ifade eder. Sözkonusu Anlaşmanın ekinde her otomotiv ürünü ile ilgili ayrı ayrı Yönetmelikler bulunmakta olup, bunlardan herhangi birine taraf bir ülkede üretilen ve sözkonusu Yönetmelik kapsamına giren ürünlerin üzerine "E Onayı" basılmaktadır. E Onayı taşıyan bir ürün, Cenevre Anlaşması'nın ilgili düzenlemesine taraf olan ülkelere kolayca ihraç edilebilmektedir.



GMP Belgesi nedir?


. Sağlık Bakanlığı tarafından ilaç sanayicilerine verilen ve üretimin her aşamasında gerekli kalite kontrolünün yapıldığını gösteren "İyi İmalat Uygulamaları" Belgesi (GMP-Good Manufacturing Practices) demektir. 



İmalat Yeterlilik Belgesi nedir?


. "Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmelik" hükümlerine göre münhasıran otomotiv imalatçılarına Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından verilen ve prototip araçların ilgili teknik mevzuata uygunluğunu gösteren belge anlamına gelmektedir. 



AQAP Belgesi nedir?


.Milli Savunma Bakanlığı tarafından verilen, "Endüstriyel Kalite Teminatı Seviye Belgesi" (AQAP-Allied Quality Assurance Publications) demektir.



Teknik düzenleme nedir?


. Teknik düzenleme, ürünün özelliklerini, işleme ve üretim yöntemlerini, idari hükümler de dahil olmak üzere belirten ve uyulması zorunlu olan; bir ürüne, işleme veya üretim yöntemine uygulanan terminoloji, sembol, ambalajlama, işaretleme veya etiketleme gereklerini de içerebilen veya yalnızca bunlardan biriyle ilgili olabilen mevzuatı ifade etmektedir. 



Uygunluk değerlendirmesi nedir?


 

. Uygunluk değerlendirmesi, bir ürünün veya ürün grubunun uyması gereken asgari sağlık, emniyet ve çevre koruması, tüketicinin doğru bilgilendirilmesi koşullarını ve gerekli görülen hallerde performans esaslarını düzenleyen mevzuata ve bu mevzuatta atıf yapılan standarda uygunluğunun tespitini ifade eder.




Dış Ticarette Teknik Düzenlemeler ve Standardizasyon Rejimi'nde, ithal malların kalite ve sağlık yönünden kontrolüne ilişkin ne gibi düzenlemeler bulunmaktadır?


. Bugüne kadar İthalat Rejimi kapsamında yer alan, İthalat: (95/10) sayılı İthal Malların Kalite ve Sağlık Yönünden Kontrolüne İlişkin Tebliğ, ekinde yer alan listelerin kapsamı gözden geçirilerek, Dış Ticarette Standardizasyon: (96/4) sayılı İthal Malların Kalite ve Sağlık Yönünden Kontrolüne İlişkin Tebliğ adı altında, Dış Ticarette Teknik Düzenlemeler ve Standardizasyon Rejimi kapsamında yeniden yayımlanmıştır. 



Dış Ticarette Teknik Düzenlemeler ve Standardizasyon Rejimi'nde, ithal malların kalite ve sağlık yönünden kontrolüne ilişkin ne gibi düzenlemeler bulunmaktadır?


. Bugüne kadar İthalat Rejimi kapsamında yer alan, İthalat: (95/10) sayılı İthal Malların Kalite ve Sağlık Yönünden Kontrolüne İlişkin Tebliğ, ekinde yer alan listelerin kapsamı gözden geçirilerek, Dış Ticarette Standardizasyon: (96/4) sayılı İthal Malların Kalite ve Sağlık Yönünden Kontrolüne İlişkin Tebliğ adı altında, Dış Ticarette Teknik Düzenlemeler ve Standardizasyon Rejimi kapsamında yeniden yayımlanmıştır. 



Dış Ticarette Teknik Düzenlemeler ve Standardizasyon Rejimi'nde, ithalatta çevreyle ilgili ne gibi düzenlemeler bulunmaktadır?


 

. Bugüne kadar İthalat Rejimi kapsamında yer alan, İthalat(95/16) sayılı Çevrenin Korunması Yönünden Kontrol Altında Tutulan Maddelere İlişkin Tebliğ, 27.08.1995 tarih ve 22387 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tehlikeli Atıkların Kontrolü Yönetmeliği de dikkate alınarak hazırlanmış ve Dış Ticarette Standardizasyon: (96/3) Çevrenin Korunması Yönünden Kontrol Altında Tutulan Maddelere İlişkin Tebliğ adı altında, Dış Ticarette Teknik Düzenlemeler ve Standardizasyon Rejimi kapsamında yeniden yayımlanmıştır. 




CE İşareti taşıyan ürünler, Dış Ticarette Teknik Düzenlemeler ve Standardizasyon Rejimi kapsamında ne gibi düzenlemelere tabidir?


. Dış Ticarette Teknik Düzenlemeler ve Standardizasyon Rejimi çerçevesinde, 96/1 sayılı Tebliğ eki liste kapsamında ithal edilen AB menşeili CE işareti taşıyan ürünlere, TSE tarafından dosya üzerinde yapılacak inceleme sonucunda numune almadan uygunluk belgesi verilmesi olanağı getirilmiştir.



Dış Ticarette Teknik Düzenlemeler ve Standardizasyon Rejimi'nde, ithalatta uygunluk değerlendirmesi çerçevesinde, neden yalnızca TS/ISO 9000 Belgesine muafiyet tanınmıştır? Diğer ülkelerden alınan ISO 9000 Belgelerine neden muafiyet tanınmamaktadır?


. İthalatta yaptığımız kontrollerde, ülkemiz tarafından düzenlenmeyen herhangi bir belgenin, kontrolden muafiyete esas teşkil etmesi mümkün değildir. Böyle bir durum, ancak karşılıklı belge tanıma anlaşması yaptığımız ülkelerin belgeleri için sözkonusu olabilmektedir.



Dış Ticarette Teknik Düzenlemeler ve Standardizasyon Rejimi nedir? Ne gibi yenilikler getirmektedir?


. Dış Ticarette Teknik Düzenlemeler ve Standardizasyon Rejimi, 9 Mart 1995 tarih ve 22222 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak, 8 Nisan 1995'te yürürlüğe giren Dış Ticarette Standardizasyon Rejimi'nin uluslararası yükümlülüklerimiz dikkate alınarak revize edilmiş halidir. 1 Şubat 1996 tarih ve 22541 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan yeni Rejim'de, Rejim Kararı ve Yönetmeliğin adı Dış Ticarette Teknik Düzenlemeler ve Standardizasyon Rejimi ve Yönetmeliği olarak değiştirilmiş, metinlerde de, uluslararası terminolojiye uyum sağlamak amacıyla, bu doğrultuda değişiklikler yapılmış, teknik düzenleme, uygunluk değerlendirmesi ve belgelendirme kavramları tanımlanmış ve bu kavramlara açıklık getirilmiştir. Ürün sorumluluğu ile ilgili hükümlere, "İthalatçı ithal ettiği ürünün çevre, sağlık, emniyet koşullarına uygun olmasından sorumludur." ifadesi eklenerek, ülkemizde ilk kez 1995 DTS Rejimi ile gündeme gelen "Ürün Sorumluluğu" kavramına açıklık getirilmiştir.

Ayrıca, Gümrük Birliği çerçevesindeki teknik düzenlemelerin dış ticaret sistemine uyarlanmasını sağlamak Rejimin amaçları arasına alınmıştır. Sanayi ürünleri ithalatında, CE İşareti taşıyan ürünler , AQAP, GMP ve Taşıt İmalat Yeterlilik belgesi sahibi sanayicilerin kendi ihtiyaçlarında kullanmak üzere ithal ettikleri mallar, uygunluk değerlendirmesinden muaf tutulmuş ve TSE ve TSEK markalı üretim yapan sanayicilere ise, bu markayı taşıyan ürünlerin üretiminde kullandıkları malların ithalinde TSE tarafından denetim yapılmadan uygunluk belgesi verme olanağı getirilmiştir. "Hariçte işleme yoluyla yapılacak ihracat" ve "Bedelsiz İhracat" ile; sanayi ürünlerinde "Dahilde işleme yoluyla yapılacak ithalat", uygunluk değerlendirmesinden muaf tutulmuştur. Gümrüklerde numune alınması, deney numunesi hazırlanması, numunenin sevki, deneylerin montajdan sonra yapılması mecburiyeti gibi teknik problemlerle karşılaşılması halinde, mümkün olan testler bilahare yapılmak üzere uygunluk belgesi verilmesi olanağı getirilmiştir. İthalatçının talebi halinde, Türk Standartları yerine uluslararası standartlara göre denetim yapılmasını sağlayan maddeye açıklık getirilmiş, uluslararası standartlar arasına Avrupa Telekomünikasyon Standartları Enstitüsü (ETSI) standartları da eklenmiştir.



GATT Ticarette Teknik Engeller Anlaşması nedir?


. Ülkemiz, Uruguay Round Nihai Senedini imzaladığında, otomatik olarak bu paket içinde yer alan Ticarette Teknik Engeller Anlaşması'na da taraf olmuştur.

Sözkonusu Anlaşma'ya göre, üye ülkeler, teknik düzenlemelerin, uluslararası ticaret üzerinde gereksiz engel yaratmayacak şekilde hazırlanmasını temin edecektir. Bu amaçla, teknik düzenlemeler, ancak, ulusal güvenlik gerekleri, aldatıcı uygulamaların önlenmesi, insan sağlık ve güvenliğinin, hayvan ya da bitki yaşam veya sağlığının ya da çevrenin korunması gibi meşru nedenlerle hazırlanabilir ve uygulanabilir.

Ticarette Teknik Engeller Anlaşması'nın temel amaçlarından biri olan teknik düzenlemeler, uygunluk değerlendirme prosedürleri ve standartlara ilişkin uygulamaların şeffaflığını sağlamak için, Anlaşma'da, her ülke tarafından hazırlanan ve uluslararası normlara aykırı olan uygulamaların, diğer üye ülkelere bildirilmesi öngörülmektedir. Bu sistem, ülkelerin, diğer ülkelerde uygulanan düzenlemelerden erken haberdar olmasını sağlayarak, uluslararası ticarete belirli bir açıklık ve şeffaflık getirmektedir.



ISO 9000 Belgesi nedir?


.ISO 9000 Kalite Güvence Sistem Belgesi, son ürünün kalitesinden çok ürün ve işletme yönetiminde; ürün tasarımında; kullanılan deney ve muayene yöntemlerinde; ürün ve hizmetlerin kalitesini etkileyen teknik, idari ve insan faktörlerini kontrol altında tutmak için gerekli organizasyon yapısında uygulanacak kılavuzları içeren bir "toplam kalite güvencesi" standartıdır. ISO 9000, hemen hemen dünyanın hiçbir yerinde uygulaması zorunlu bir sistem olmayıp, yalnızca belge sahibinin, ürünlerinin belirli bir kalite kontrolünden geçtiğini kanıtlamasına yardımcı olarak piyasada güvenin tesis edilmesini kolaylaştırır. 



"CE" işareti nereden alınır?


. Bir ürün için CE işaretinin nasıl temin edileceği, ürünün taşıdığı riske bağlıdır. Düşük riskli ürünler için asgari gereklerin yerine getirildiği yalnızca üreticinin beyanı ile belgelendirildiği halde, yüksek riskli ürünler için bir test ve belgelendirme kuruluşuna gerek vardır. Bir ürünün risk düzeyi ve bu risk düzeyine bağlı olarak hangi uygunluk değerlendirme prosedürlerinden geçmesi gerektiği, ürüne ait direktifte belirtilmekte olup, CE işareti verecek olan kuruluşlar, yalnızca bir AB üyesi devlet tarafından bu konuda yetkilendirilen ve Komisyon ile diğer üye devletlere bildirilen kuruluşlardır. 



CE İşareti Nedir?


."CE İşareti", Fransızca'da "Avrupa normlarına uygunluk" anlamına gelen "Conformité Européenne" sözcüklerinin baş harflerinden oluşur. CE İşareti, bir ürünün, Avrupa Birliği direktifleri ile belirlenen sağlık, güvenlik, çevrenin ve tüketicinin korunması gereklerine uygun olduğunu gösteren bir Birlik işaretidir. CE İşareti, tüketiciye bir kalite güvencesi sağlamaz, yalnızca ürünün, asgari güvenlik koşullarına sahip olduğunu gösterir. CE İşareti taşıyan bir ürün, Avrupa Birliği üyesi ülkeler arasında rahatça serbest dolaşıma girmekte; böylece, işaret, bir nevi "ürün pasaportu" işlevi de görmektedir. 



Avrupa Birliği'nde "Modüler Yaklaşım" nedir?


. Modüler Yaklaşım, mevzuat hazırlayıcılara yönelik oluşturulmuş bir modüller sistemidir. Mevzuat hazırlayıcı, regüle etmek istediği bir alanda insan, hayvan sağlığı ve güvenliğini ve çevre korumasını sağlamak üzere bu sektördeki malların özelliklerine ve taşıdıkları risk oranına göre seçtiği bir modülü veya modüller kombinasyonunu ilgili mevzuatın kapsamına alarak uygunluk değerlendirme prosedürlerini belirleyebilmektedir. A'dan H'ye kadar olmak üzere 8 adet modül vardır:

MODÜL A: İç Üretim Kontrolü

MODÜL B: Tip İncelemesi

MODÜL C: Tipe Uygunluk Beyanı

MODÜL D: Üretim Kalite Güvencesi

MODÜL E: Ürün Kalite Güvencesi

MODÜL F: Ürün Doğrulaması

MODÜL G: Birim Doğrulaması

MODÜL H: Tam Kalite Güvencesi

Mevzuat hazırlayıcılar, modüllerden faydalanarak, üreticiye, ürünün teknik düzenlemelere uyduğunu kanıtlamak için, birden fazla alternatif sunabilmektedirler. Ürünün direktifinde, birden fazla modül kombinasyonu bulunmakta ve üretici isterse bunlardan birini, isterse de ürünün Avrupa standardını uygulayabilmektedir. 



Avrupa Birliği'nde "Yeni Yaklaşım" nedir?


Klasik Yaklaşım çerçevesinde devam eden uyumlaştırma faaliyetlerinin, bir ürünün piyasaya arzı içini gerekenden çok teknik ayrıntıyı içermesi nedeniyle oldukça zaman kaybına yol açtığı da dikkate alınarak, Avrupa Birliği, 1985 yılında, "Yeni Yaklaşım" adı verilen yeni bir standardizasyon politikası geliştirmiştir. Sözkonusu Yaklaşıma göre, bundan böyle, yalnızca, ürünün sahip olması gereken asgari güvenlik koşulları uyumlaştırılacak, ürünün teknik ayrıntıları Avrupa Standardizasyon Kuruluşları tarafından hazırlanacak standartlar ile belirlenecektir. Yeni Yaklaşım çerçevesinde bugüne kadar hazırlanan direktiflerden bazıları şunlardır: alçak gerilim cihazları, makinalar, oyuncaklar, inşaat malzemeleri, vb. 



Avrupa Birliği'nde "Klasik Yaklaşım" nedir?


.Avrupa Ekonomik Topluluğunun kurulmasıyla beraber üye devletler arasındaki tarifeler ortadan kalkmış ancak bu, malların serbest dolaşımı için yeterli bir ortam yaratmamıştır. Her üye devletin, ticarete konu mallar için uygulanması zorunlu olan birtakım teknik düzenlemeleri vardır ve bu düzenlemelerin ülkeler arasında farklılık göstermesi ticarette engel yaratmaktadır.

Bu nedenle, sözkonusu sorunun ortadan kaldırılmasını teminen, 1961 yılında çalışmalar başlatılmıştır. Bu çalışmaların sonucunda, 1969 yılında, üye devletler arasındaki standardizasyon uygulamalarının uyumlaştırılmasına ilişkin bir yaklaşım yürürlüğe konulmuştur. "Klasik Yaklaşım" olarak adlandırılan bu yaklaşımın temel ilkesi, mevzuat düzeyindeki teknik kurallarla eş etkiye sahip standartların tümünün uyumlaştırılmasıdır. Klasik Yaklaşım çerçevesinde mevzuat uyumlaştırmasına konu teşkil eden alanların başlıcaları; tekstil ürünleri, elektrikli aletler, eczacılık ürünleri ve kozmetik ürünler, gıda maddeleri, tehlikeli maddeler, motorlu araçlar, tüketici ve çevrenin korunması olmuştur.



Akreditasyon nedir?


 

 Akreditasyon; laboratuvarların, belgelendirme ve muayene kuruluşlarının üçüncü bir tarafça belirlenen teknik kriterlere göre çalıştığının, bağımsız ve tarafsız bir kuruluş tarafından onaylanmasıdır. Üçüncü parti değerlendirme tekniği olarak akreditasyon, sözkonusu kuruluşlarda güvenilirliğin sağlanması ve sürekliliği için önemli bir araçtır.

Bir test kuruluşunun yaptığı testlere ya da bir belgelendirme kuruluşunun düzenlediği belgelere itimat edilebilmesi için, bu kuruluşların belirlenen uluslararası kriterlere göre çalışıyor olduğunun belgelenmesi gerekmektedir. Dünyadaki uygulamalara paralel Avrupa Birliğinde de bu kriterler EN 45000 standartlar serisinde açıklanmıştır. EN 45000 serisi standartlarda; test laboratuvarlarını akredite eden kuruluşların uyması gereken kriterler, test laboratuvarlarının işletilmesi ve değerlendirilmesi için gerekli olan teknik kriterler ile bu laboratuvarlarda kullanılan cihazların birinci sınıf laboratuvarlar tarafından kalibre edilmesi ile ilgili kriterler, ürün ve kalite sistem belgelendirmesi yapan kuruluşlar için teknik kriterler, test ve belgelendirme kuruluşlarında çalışan personelin taşıması gereken özelliklerle ilgili temel kriterler yer almaktadır.

Avrupa Birliği-Türkiye arasındaki Gümrük Birliği çerçevesinde, Türk ihraç ürünlerinin teknik engelle karşılaşmasının önlenmesi açısından uygunluk değerlendirme işlemlerinin Avrupa Birliği normlarına uygun olarak gerçekleştirilmesi büyük önem arz etmektedir.

Bu itibarla, ülkemizde Avrupa Birliği sistemine uygun bir akreditasyon mekanizmasının oluşturulması gerektiği düşüncesiyle, ilgili tüm tarafların katılımı ve işbirliği ile "Milli Akreditasyon Konseyi Kuruluş Kanun Taslağı" hazırlanmıştır. 



Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği çerçevesinde teknik mevzuat uyumu nasıl olacaktır?


. Gümrük Birliğinin esas amacı Avrupa Birliği Tek Pazarına entegre olabilmek ve dolayısıyla malların serbest dolaşımını sağlamaktır. Malların serbest dolaşımı için, iki taraf arasındaki teknik düzenlemelerin birbiriyle uyumlu olması büyük önem arz etmektedir. 13 Aralık 1995 tarihinde Avrupa Parlamentosu tarafından onaylanan 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararının 8-11 inci maddeleri, AB'nin ticarette teknik engellerin kaldırılmasına ilişkin mevzuatına uyumda izlenmesi gereken prosedürü belirtmektedir.

Bu çerçevede Türkiye, teknik engellerin kaldırılmasıyla ilgili Avrupa Birliği araçlarına ne şekilde, hangi sürede uyacağını belirleyerek, bunu bir yıl içinde Ortaklık Konseyi Kararı'na esas teşkil etmek üzere sunacak ve tüm teknik mevzuat uyumunu Ortaklık Konseyi Kararı ile belirlenen beş yıllık geçiş dönemi içerisinde gerçekleştirecektir. Sözkonusu geçiş dönemi sonunda Türkiye, Avrupa Birliği'nin tüm teknik mevzuatına uyum sağlamış olacağından, Gümrük Birliği'nin temel amacı olan malların serbest dolaşımı ilkesi tümüyle hayata geçirilmiş olacaktır. Ancak, yine de, mevzuat uyumunun yapılması için sözkonusu geçiş döneminin sona ermesi beklenmeyecek; Türkiye, münferid olarak uyumlaştırmasını yaptığı Birlik düzenlemelerini uygulamaya koyabilecek ve bu düzenlemeye tabi ürünler, Birlik ürünü muamelesi görebilecektir. 



Serbest bölgedeki kotaya tabi bir ürünün AB'ye sevki veya Türkiye'ye ithali durumunda mal, hangi şartlara tabidir?


.Serbest Bölgeye getirilen kotaya tabi ürünlerin Türkiye'ye ithali veya AB'ye sevki, ancak ithalatçının kota kullanım hakkı varsa mümkündür.



Topluluğun tercihli rejimleri çerçevesinde taviz tanınan ürünlerin serbest bölgeden aynen veya işlenerek Türkiye'ye ithal edilmesi halinde hangi koşullar geçerlidir?


. Türkiye, AB'nin Tercihli Rejimleri çerçevesinde 3. ülkelere uyguladığı tercihli rejimini 1996 yılından itibaren 5 yıllık bir süreç içerisinde üstlenecektir. Bu bakımdan, sözkonusu tavizli ürünlerin aynen veya serbest bölgede işlenerek Türkiye'ye ithal edilmesi durumunda, bu ithalat, 3. ülkelerden yapılan ithalat kapsamında değerlendirilerek gümrük vergisi uygulanır.



Bir AB üyesi ülkeden serbest bölgeye gelen bir malın başka bir AB üyesi ülkeye tamamen veya kısmen gönderilmesi halinde A.TR Belgesi düzenlenebilir mi?


.AB üyesi bir ülkeden Serbest Bölgeye gelen ve ayniyeti değişmeden başka bir AB üyesi ülkeye gönderilmek istenen mal, serbest dolaşım durumunu koruduğu için, eşyanın gideceği ülkenin Gümrük İdaresine ibraz edilmek üzere, girişte Serbest Bölge Gümrük İdaresinden alınmış olan Statü Belgesine dayanarak düzenlenecek A.TR. Dolaşım Belgesi ile sevk edilebilir.



3. ülke menşeli bir ürüne serbest bölgede bulunduğu sırada gümrük vergileri ödenerek serbest dolaşım statüsü kazandırılabilir mi?


.Serbest bölgede bulunan 3. ülke menşeli bir ürünün gümrük vergisinin Serbest Bölge Gümrük Müdürlükleri nezdindeki Gümrük Saymanlığınca tahsilini müteakip, mala serbest dolaşımda olduğunu gösteren bir Statü Belgesi verilebilir. Bu belge daha sonra ürün AB'ye ihraç edilmek istenirse A.TR Belgesi ile değiştirilir.



Serbest bölgede faaliyet gösteren bir firma Türkiye'de fason imalat yaptırabilir mi?


. Serbest bölgede faaliyet gösteren bir firmanın Türkiye'deki bir firmaya fason imalat yaptırması, Türkiye'deki firmanın bu imalatı Dahilde İşleme Rejimi Kararı ve buna ilişkin Tebliğ çerçevesinde ve Dahilde İşleme İzin Belgesi alması suretiyle mümkündür.



Serbest bölgede tamamen 3. ülke menşeli mallardan elde edilen bir ürün serbest dolaşıma nasıl sokulur?


. Serbest bölgede tamamen 3. ülke menşeli mallardan elde edilen bir ürün, nihai ürünün gümrük vergilerinin Serbest Bölge Gümrük İdaresi Saymanlığı tarafından tahsil edilmesi ile serbest dolaşıma sokulur



1) Gümrük Birliği sürecinde Dahilde İşleme Rejimi kapsamında Serbest Bölgelerin konumu ne olacaktır? 2) Gümrük Birliği sürecinde Hariçte İşleme Rejimi kapsamında Serbest Bölgelerin konumu ne olacaktır?


.1- Dahilde İşleme Rejimi kapsamında Türkiye’de üretilen bir mamulün (İşlem Görmüş Ürün) Türkiye Gümrük Bölgesi üzerindeki bir Serbest Bölgeye ihracı halinde Dahilde İşleme İzin Belgesi kapatılmakta, bu ürün, Serbest Bölgelerden herhangi bir şarta tabi olmaksızın 3. ülkelere gönderilebilmektedir.

Aynı İşlem Görmüş Ürün’ün bir AB üyesi ülkeye gönderilmek istenilmesi durumunda ise, o ürünün bünyesine giren 3. ülke menşeli ürünlerin gümrük vergilerinin Serbest Bölge Gümrük Müdürlüklerince tahsil edilmesi suretiyle, nihai malın tamamı için serbest dolaşım hakkı sağlanmakta ve A.TR. Belgesi eşliğinde AB’ne sevk edilebilmektedir. 3. ülke menşeli girdi kotaya tabi bir ürün ise ve ilgilinin ithal lisansı yoksa, nihai ürünün serbest dolaşıma girmesine izin verilmez.

Serbest Bölgeye ihraç edilmiş nihai ürünün Türkiye’ye ithal edilmesi halinde, Dahilde İşleme İzin Belgesi kapsamında ithal edilerek nihai ürünün bünyesine giren 3. ülke menşeli ürünlerin ithalat esnasında alınmayan vergilerinin, öngörülen ihracatın gerçekleştirilmemiş olması nedeniyle, 6183 sayılı Yasa gereğince tahsil edilmesinden sonra serbest dolaşıma girmesi mümkün olmaktadır. Nihai ürünün bünyesinde kullanılan 3. ülke menşeli girdi kotaya tabi bir ürün ise ve ilgilinin ithal lisansı yoksa, nihai ürünün serbest dolaşıma girmesine izin verilmez.

 

CEVAP 148 2- Hariçte İşleme Rejimi kapsamında, serbest dolaşımdaki bir eşyanın Türkiye Gümrük Bölgesi üzerindeki Serbest Bölgelerde hariçte işleme faaliyetlerine tabi tutularak daha ileri derecede işlem görmüş ürün elde edilmek üzere Türkiye Gümrük Bölgesi’nden geçici olarak ihraç edilmesi ve buralarda işlem görmesini müteakip, Türkiye’ye ithalinde tam muafiyet uygulanmaktadır. Serbest Bölgelerdeki işleme faaliyeti sırasında 3. ülke menşeli girdi kullanılması halinde, bu girdilerin gümrük vergilerinin tahsil edilmesi suretiyle, nihai ürünün tekrar serbest dolaşıma girmesi sağlanmaktadır. 3. ülke menşeli girdi kotaya tabi bir ürün ise ve ilgilinin ithal lisansı yoksa, nihai ürünün serbest dolaşıma girmesine izin verilmez.



1995 yılı içinde Serbest Bölgelere ulaşmış fakat Türkiye'ye girişi yapılmamış mallar, 1996 yılında Türkiye'ye ithal edilmeleri durumunda Kotaya tabi tutulacak mıdır?


.1.6.1995 tarih ve 22300 sayılı mükerrer Resmi Gazete'de yayımlanan, Belirli Tekstil Ürünleri İthalatında Gözetim ve Korunma Önlemleri hakkında Karar ve eki Yönetmelik hükümleri çerçevesinde, kotalı ürünün tedarikçi ülkeden Türkiye'ye sevk tarihi esas alınarak işlem yapılacaktır.

Ancak, bu çerçevede, doğrudan tedarikçi ülkeden veya Serbest Bölgelerden ithal edilen ürün için kota aranmamakla beraber, ithalatın en geç 31.3.1996 tarihine kadar gerçekleştirilmesi ve sadece gümrük vergileri ödenerek serbest dolaşıma sokulacak bu ürünlerin yalnız dahilde tüketilmesine izin verileceği 12.1.1996 tarihli ve 22521 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 96/1 sayılı Tebliğ ile hükme bağlanmıştır.



Gümrük Birliği'nin ardından Serbest Bölgelerden gelecek kotalı ürünler hangi ülke menşeli sayılacak ve hangi ülke kotasına tabi tutulacaktır?


.Serbest Bölgeler ayrı bir ülke değildir; serbest bölgedeki bir mal hiç bir zaman serbest bölge menşeli olamayacağına göre, serbest bölgeye girerken hangi ülke menşeini taşıyor ise o ülke menşeli mal sayılacak, dolaysıyla o ülke, eğer kota uygulamasına tabi bir ülke ise, bu malın serbest bölgeden Türkiye'ye ithali esnasında da, İthalat Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanan, o spesifik ülkeye ilişkin kota uygulamasına ait hükümler aynen geçerli olacaktır.



1995 ve öncesi yıllarda serbest bölgelerden yapılan dış alım, geleneksel ithalatçılar belirlenirken past performans olarak sayılacak mıdır?


.3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanunu'nun 8 inci maddesi ve buna ilişkin Serbest Bölgeler Uygulama Yönetmeliği'nin 30 uncu maddesi hükümleri uyarınca Serbest Bölgeler ile Türkiye'nin diğer yerleri arasındaki ticaret, Dış Ticaret Rejimi hükümlerine tabidir.



Gümrük Birliği sürecinde Serbest Bölgelere ihraç edilen Türk malları, buralardan AB ülkelerine gönderilirse hangi mevzuata tabi tutulacaklardır? Bu mallara Türk menşei verilmesi söz konusu mudur? Bu mallar Gümrük Birliği'nden yararlanacak mıdır?


.Tamamıyla Türkiye'de elde edilen Türk Menşeli malların veya bünyesine giren bir 3. ülke menşeli malın OGT tutarındaki vergilerinin ödenmesi suretiyle serbest dolaşıma sokulan malların, A.TR Dolaşım Belgesi eşliğinde serbest bölgelere ihraçlarını müteakip, buralardan sözü edilen belge ile Gümrük Birliği kapsamında AB ülkelerine gönderilmeleri mümkündür.

Serbest Bölgelerde yapılan üretimde ise; Serbest Bölgeler Uygulama Yönetmeliği'nin 30. maddesine göre, Serbest Bölgelerde üretilen malların menşei, Gümrük Kanunu'nda belirtilen menşe kriterlerine göre değerlendirilecektir.

Buna göre;

- Türkiye veya Topluluk'ta ithal işlemleri tamamlanmış, gerekli gümrük vergisi ve varsa diğer vergi veya resimleri tahsil edilmiş ve bu vergi ve resimleri tam veya kısmi bir iadeden yararlanmamış olan üçüncü ülkeler çıkışlı, serbest dolaşım durumunda sayılan malların, bölgede üretilen bir nihai ürünün bünyesinde toplanması ile ortaya çıkacak ürün için,

veya,

- Katma Protokol hükümleri gereğince, Türkiye ve Topluluk'ta elde edilen bir malın, Türkiye ve Topluluk'ta serbest dolaşım durumunda bulunmayan 3. ülkeler çıkışlı mallar ile, Serbest Bölgede üretilen nihai ürünün bünyesinde toplanması halinde, o nihai ürünün bünyesindeki 3. ülke menşeli malların gümrük vergisi (OGT haddine tekabül eden fark giderici vergiye eşit meblağın) ihracatçı ülke olan Türkiye'de, Serbest Bölge Gümrük İdaresi tarafından tahsilinden sonra,

A.TR Serbest Dolaşım Belgesi, ilgili Ticaret Odası tarafından düzenlenecek ve Serbest Bölge Gümrük İdaresince vize edilerek, sözü edilen ürünün Gümrük Birliği kapsamında AB üyesi bir ülkeye ihracı mümkün olacaktır.



Gümrük Birliği sürecinde Serbest Bölgelerde üretim faaliyetleri devam edecek midir? Edecek ise, bu faaliyetler hangi esaslara göre sürdürülecektir?


.Serbest Bölgelerde üretim faaliyetleri devam edecektir.

Serbest Bölgede tamamen serbest dolaşımdaki mallardan üretilen nihai ürün serbest dolaşımda sayılır.

Ayrıca, Serbest Bölgedeki üretim sonucu, ya nihai ürünün bünyesine giren 3. ülke menşeli mallardan gümrük vergisi veya nihai ürünün gümrük vergisi ödenmek suretiyle o mal serbest dolaşıma girebilecektir.

Bu taktirde, sözkonusu malların AB'ne gönderilmesi mümkündür.



Türkiye AB'nin tercihli sistemine nasıl uyum sağlıyacaktır ?


 

 Türkiye, 6 Mart 1995 tarihinde imzalanan 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı kapsamında, 1996 yılından itibaren 5 yıllık bir süreç içerisinde AB'nin otonom ve imzaladığı anlaşmalar çerçevesinde uyguladığı tercihli rejimini - TARIC Rejimi - üstlenecektir. 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararının 10 sayılı Ekinde bu düzenlemeler gösterilmektedir.

Diğer taraftan Karar'ın 16 maddesine ilişkin deklarasyonda ise, Türkiye açısından üstlenilmesinde öncelik verilecek AB ile bazı üçüncü ülkeler arasında aktedilmiş tercihli ticaret anlaşmalarına atıfta bulunulmaktadır. Tabloda, ülkemizin öncelikli olarak tercihli anlaşma yapmayı düşündüğü ülkeler ve bu ülkelerle bir tercihli anlaşma imzalanabilmesine dönük olarak yürütülen hazırlıkların hangi aşamada olduğu gösterilmektedir.

Deklarasyonda öncelikli olduğu belirtilen anlaşmalara, Slovenya ve Malta da ilave edilmiştir.

Türkiye'nin bu yöndeki girişimlerinin ilk adımı 16 Mart 1991 tarihinde Türkiye ile EFTA devletleri arasında imzalanan STA ile atılmış bulunmaktadır. Bu Anlaşmanın hükümleri çerçevesinde Türkiye, EFTA ülkeleri kaynaklı ve Türkiye-AB Gümrük Birliği kapsamında yer alan ürünlere, Topluluk kaynaklı ürünlere uyguladığı tercihli rejimi tatbik etmektedir.



Türkiye AB'nin tercihli sistemine nasıl uyum sağlıyacaktır ?


 

 Türkiye, 6 Mart 1995 tarihinde imzalanan 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı kapsamında, 1996 yılından itibaren 5 yıllık bir süreç içerisinde AB'nin otonom ve imzaladığı anlaşmalar çerçevesinde uyguladığı tercihli rejimini - TARIC Rejimi - üstlenecektir. 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararının 10 sayılı Ekinde bu düzenlemeler gösterilmektedir.

Diğer taraftan Karar'ın 16 maddesine ilişkin deklarasyonda ise, Türkiye açısından üstlenilmesinde öncelik verilecek AB ile bazı üçüncü ülkeler arasında aktedilmiş tercihli ticaret anlaşmalarına atıfta bulunulmaktadır. Tabloda, ülkemizin öncelikli olarak tercihli anlaşma yapmayı düşündüğü ülkeler ve bu ülkelerle bir tercihli anlaşma imzalanabilmesine dönük olarak yürütülen hazırlıkların hangi aşamada olduğu gösterilmektedir.

Deklarasyonda öncelikli olduğu belirtilen anlaşmalara, Slovenya ve Malta da ilave edilmiştir.

Türkiye'nin bu yöndeki girişimlerinin ilk adımı 16 Mart 1991 tarihinde Türkiye ile EFTA devletleri arasında imzalanan STA ile atılmış bulunmaktadır. Bu Anlaşmanın hükümleri çerçevesinde Türkiye, EFTA ülkeleri kaynaklı ve Türkiye-AB Gümrük Birliği kapsamında yer alan ürünlere, Topluluk kaynaklı ürünlere uyguladığı tercihli rejimi tatbik etmektedir.



AB'nin tek taraflı ve anlaşmalara dayalı tercihli rejimleri nelerdir ?


. AB tarafından otonom ve anlaşmalara dayalı olarak tercihli rejim uygulaması yapılmaktadır. Ancak, AB'nin tercihli sistemi dinamik bir yapı arz etmektedir. Bu çerçevede, Topluluk yeni anlaşmalar yapmakta, mevcut anlaşmaların ise yapısı değiştirebilmektedir. Örneğin, Türkiye ile AB arasında 1/95 sayılı Kararın imzalanması üzerinden bir yıl geçmemesine rağmen, AB-Baltık Ülkeleri ve AB-İsrail Serbest Ticaret Alanı Anlaşmaları, yapı değiştirerek, Ortaklık Anlaşmaları halini almıştır. Yine Ortaklık ilişkisi perspektifinde, Tunus ve Fas ile görüşmeler tamamlanmış olup, Mısır ile de devam ettirilmektedir. Ayrıca, AB ile ABD arasında serbest ticaret alanına ilişkin araştırıcı görüşmeler devam etmektedir. AB ile MERCOSUR ülkeleri arasında Bölgelerarası İşbirliği Anlaşması akdedilmesine yönelik Konsey Kararı önerisi kabul edilmiş bulunmaktadır.



Yeni GSP Rejiminin temel özellikleri nedir ?


. AB tarafından 1995 yılında yeni GSP rejimine getirilen yeniliklerden en önemlileri tarife modülasyonu ve graduation(ülkelerin GSP kapsamı dışına çıkarılması) mekanizmasıdır.

Tarife modülasyonudaha önce hassas ürünler için uygulanmakta olan tarife tavanı ve kotalara bağlı tercihli rejimin tarife tavizi esasına dönüştürülmesi, Graduation Mekanizması ise, gelişmişlik düzeylerine bağlı olarak veya belirli sektörlerde uzmanlaşan ve bu sektörlerde yüksek ihracat performansı gösteren bazı ülkelerin, uzmanlaştıkları bu sektörlerde GSP kapsamı dışına çıkarılmasını öngörmektedir.



AB'nin tercihli düzenlemeleri kapsamında uygulanan Genelleştirilmiş Preferanslar Sistemi-GSP (Generalized System of Preferences) nedir ?


.Gelişmiş Ülkelerin, Gelişme Yolundaki Ülkelere (GYÜ) sağlayacakları tek taraflı tavizlerle bu ülkelerin Dünya Ticaretinden aldıkları payın arttırılmasını hedefleyen Genelleştirilmiş Preferanslar Sistemi, GATT/DTÖ'nün kuralları çerçevesinde (enabling clause) kapsamında uygulanmaktadır.

İlk olarak 1971 yılında AB tarafından başlatılan GSP uygulamasının temel amacı gelişmekte olan ülkelerin dünya ticaret sistemine entegrasyonunun sağlanması ve bu ülkelerin pazara giriş koşullarının geliştirilmesi, ihracat gelirlerinin arttırılması ve ekonomik büyümelerinin hızlandırılmasıdır.

AB, sanayi ürünleri için, 1995 yılında yeni GSP Rejimini yürürlüğe koymuştur. 4 yıllık bir süre için uygulanacak olan (1 Ocak 1995- 31 Aralık 1998) yeni rejimin kapsamında, bazı temel ürünler (primary products) ile 93'ncü Fasıl kapsamındaki silah ve mühimmatlar dışında, 25-97 Fasıllar arasındaki sanayi ürünleri yer almaktadır.

GSP uygulamasından yararlanacak ülkeler, Gelişme Yolundaki Ülkeler ile UNCTAD tarafından belirlenen ve gelir düzeyleri çok düşük olan En Az Gelişmiş Ülkelerdir.

AB tarafından GSP kapsamındaki tercihli rejim, En Az Gelişmiş Ülkeler için uygulanan gümrük vergilerinin tamamen askıya alınmasını, Gelişme Yolundaki Ülkelere ise, ürünlerin hassasiyetine göre 4 farklı kategori içerisinde değişik tercih marjları uygulanmasını öngörmektedir. Tarım ürünlerindeki yeni rejim üzerindeki çalışmalar ise devam ettirilmektedir. Bu ürünlerdeki mevcut sistem içerisinde, sanayi ürünlerine göre dar kapsamlı bir tercihli rejim uygulanmaktadır.

Ürün Grupları            Uygulanacak Tercihli Oran          

Çok Hassas Ürünler       Ortak Gümrük Tarifesi'nin % 85'i   

Hassas Ürünler           Ortak Gümrük Tarifesi'nin % 70'i   

Yarı-Hassas Ürünler      Ortak Gümrük Tarifesi'nin % 35'i   

Hassas Olmayan Ürünler   OGT tamamen askıya alınacak        


Türkiye'nin, AB'nin tercihli ticaret rejimini üstleneceği beş yıllık süre içerisinde, farklı gümrük vergisine tabi olacak ürünlerin taraflar arasında ticareti nasıl kontrol edilecektir?


.Sözkonusu malın Türkiye'ye ithalinde uygulanacak vergi, AB'nin uyguladığı tercihli verginin % 5 puan üzerinde ise, AB bu malın Türkiye'ye ihracatında, aradaki fark kadar telafi edici vergi uygulamak durumundadır. 



Türkiye'nin, AB'nin üçüncü ülkelerle yapmış olduğu tercihli anlaşmaları üstlenmemesinin sakıncaları nelerdir?


.Türkiye ile AB arasında 1.1.1996 itibariyle tesis edilen Gümrük Birliği ertesinde taraflar arasında sanayi ürünlerine uygulanan gümrük vergilerinin kaldırılacağı, üçüncü ülkelere karşı ortak gümrük tarifesi hadlerinin uygulanacağı ve bu hadlerden vergisi tahsil edilmiş olan malların serbest dolaşıma gireceği ve dolayısıyla taraflar arasında menşe kurallarının işletilmeyeceği karara bağlanmıştır. Keza, OGT'nin üstlenilmesinin ötesinde, tüm tercihli rejimlerin de üstlenilmesi de öngörülmektedir. Esasen bu yükümlülükler, Gümrük Birliklerinin iyi işlemesi bakımından ön koşullar olup, GATT'ın XXIV'üncü maddesi de açıklıkla zikredilmektedir.

Diğer taraftan, taraflardan birisinin diğerine göre daha avantajlı gümrük vergileri uyguluyor olması, mal ticaretinde trafik sapması ihtimalini gündeme getirecek ve bu durumun önlenebilmesi için, taraflar arasındaki ticaretin sıkı kontrolu gerekecektir. Bu durum ise, Gümrük Birliğinin temel ilkeleri ile çelişmektedir. 



Türkiye neden AB'nin tercihli rejimini üstlenmek durumundadır?


.Türkiye ile Topluluk arasında 1.1.1996 itibariyle yürürlüğe giren Gümrük Birliğinin düzgün işlemesini teminen Türkiye Topluluğun Ortak Ticaret Politikalarına uymak durumundadır. Esasen, gümrük kontrollerinden arındırılmış serbest dolaşımın sağlanması, ancak, tarafların tam uyumlu tercihli ticaret rejimine sahip olmaları ile mümkündür.

Bu çerçevede, 6 Mart 1995 tarihli Ortaklık Konseyi Kararı'nda, Türkiye'nin beş yıl içinde AB'nin üçüncü ülkelerle yaptığı tercihli anlaşmaları üstlenmesi öngörülmüştür. 



TARIC nedir?


. TARIC (Integrated Tariff of European Communities) olarak da isimlendirilen "Topluluğun Bütünleştirilmiş Gümrük Tarifesi", Topluluğun mal bazında üçüncü ülkelere karşı uygulamakta olduğu rejimi göstermektedir. Buna göre, sözkonusu cetvelden Topluluğun üçüncü ülkelere karşı uygulamakta olduğu tarife kotalarını, ihracat kısıtlamalarını, ihracat yasaklamalarını, ithalat yasaklarını, kısıtlamalarını v.b. uygulamalarını ürün bazında görmek mümkündür. 



AB'nin tercihli ticaret rejimleri nelerdir?


. Avrupa Birliği teorik olarak, üçüncü ülkelerden ithalatta Ortak Gümrük Tarifesi hadleri uygulamaktadır. Ancak, bugüne kadar imzalamış olduğu gümrük vergisi tavizi içeren anlaşmalar (EFTA, Macaristan, Polonya, Çek Cumhuriyeti vb. ülkeler ile Serbest Ticaret Anlaşmaları, Avrupa Ekonomik Alanı Anlaşması, LOME, ikili tercihli ticaret anlaşmaları) ve GSP kapsamında tek taraflı olarak verilen tavizler nedeniyle, AB ithalatının önemli bir bölümü OGT hadlerinin çok altında vergilerle veya muaf olarak gerçekleştirilmektedir. Sözkonusu tercihli rejim çerçevesinde Topluluğun uyguladığı oranlar ayrıntılı olarak TARIC (Integrated Tariff of European Community)'de yer almaktadır. 



Döviz Kuru
Dolar Alış
:
1.7457
Dolar Satış
:
1.7541
Euro Alış
:
2.2989
Euro Satış
:
2.3100
Bu site, en iyi 1024x768 çözünürlükte Mozilla Firefox, Internet Explorer 7 ve üzeri tarayıcılarda izlenir.


www.een.kso.org.tr Avrupa İşletmeler Ağı Konya web sitesidir. Bu web sitesinde yer alan bilgiler, sadece bilgilendirme ve yönlendirme amaçlıdır. Bu sitede sunulan bilgilerin doğruluğunu ve güncelliğini sağlamak üzere gerekli dikkat gösterilmiş olmakla birlikte, yayımlanan bilgilerde eksikler, hatalar ve güncelliğini yitirmeler olabilir.Sunulan bilgilerin doğruluğunu ve güncelliğini sağlamak üzere her türlü çaba gösterilmiş olmasına karşın, bu bilgilere dayanarak herhangi bir girişimde bulunulmadan önce gerekli teknik destek alınmalıdır.  Bu web sitesi, mali, hukuki vb. diğer konularda alınabilecek profesyonel danışmanlık hizmeti yerine kullanılmamalıdır. Avrupa İşletmeler Ağı Konya & Konya Sanayi Odası bu bilgilerdeki herhangi bir hata veya eksiklik veya bu bilgilerin kullanılması sonucunda doğacak sonuçlardan sorumlu değildir.
Avrupa İşletmeler Ağı Konya & Konya Sanayi Odası tarafından hazırlanıp bu sitede yayınlanan bilgiler, web sitesi kaynak gösterilmek kaydı ile yayınlanabilir.